Anda di halaman 1dari 10

Aydnlanma-seklerleme eletirisinde Adorno-Bedizzaman Diyalogu Bnyamin Duran Giri yerine Bu teblide ilk olarak Eletirel Teori geleneinin nemli

figrlerinden olan Theodor Adornonun aydnlanmann mite dnmesi yaklam erevesinde aydnlanma-seklerleme srecinin olumsuz etkileri incelenecek. zleyen bahiste Bedizzamann konuya bak ve gelitirdii argmanlar ele alnacak ve bu iki yaklam arasnda bir diyalog kurulmaya allacak, en son bahiste de alternatif gelecekler zerinde durulacaktr. Modern birey derin hayati sorunlarla yz yzedir: kendine ve doaya yabanclama, anlamszlk, hrriyetsizlik, yalnzlk, eyleme, arasallama, meta fetiizmi, hastalk, yallk ve lm korkusu, ar maduriyetler ve hakszlklar, terr, sava ve i atmalar Bunlarn bir ksmna dirayetli ve akll devlet ve bilim adamlar/hanmlarnn youn abalaryla zm retmek mmkndr; ama ou ancak dini aidiyetle zlebilecek eylerdir. Bireyin ebede yolculuunda kurtuluu; kendisine, fiziki ve sosyal evresine ve yaratcsna yabanclamas; anlam ve hrriyetini kaybetmesi; haz endstrisiyle iine itildii meta fetiizmi; katil ve canilerin elini kolunu sallayarak aramzda dolayor olmaktan ve zalimleri muzaffer grmekten duyulan dindirilemez ac; madurlarn hep madur kalmasn grmekten doan umutsuzluk ve en nemlisi hastalk, yallk ve lmn nlenememesinden kaynaklanan dehet; doal felaketlerin ortaya kard ykc psikolojik travmalar gibi modern insann problemlerine sekler felsefenin ve modern bilimin salayabilecei hi bir zm yoktur. Bunlar ancak dini inan sistemleriyle stesinden gelinebilecek eylerdir. Bu nedenle baz felsefi gelenekler kendi snrllklarn bildiklerinden dini teolojilerle ortak alma ve diyalog iinde olma eilimindedirler. nl filozof Adornonun Walter Benjamine yazd bir mektupta diyalektik materyalizmin derinliklerinden peygamberi bir teolojinin retilebileceini, kendisinden byle bir aba beklediini sylemesi bu balamda ok anlaml olmaldr. (Siebert, 1985, s.483) Hatta onun mesai arkada olan ve Frankfurt Okulunun kurucusu saylan Horkheimerin kutsal kitaplarda ad geen yaratcya atf yapmadan bir sahici ahlaktan sz edilemeyeceini sylemesi ve mezar tana bir Tevrat ayetini yazdrmas: Ey Ezel ve Ebed Sultan, sadece sana dayanyorum (Siebert, 1985, s.115) brahimi dinlerin modern insan ve sivil toplum iin hala ne kadar nemli olduunun bir iareti saylmaldr. Adorno bu konuda o kadar ileri gitmektedir ki adalet kavramyla teoloji kavramn neredeyse zde saymaktadr. Dini dncesiz mutlak adaletin gerekleemeyecei, dolaysyla mazlumsuz bir toplumun kurulamayaca inancndadr. Bu nedenle ona gre Yahudilik, Hristiyanlk ve slamdaki Mesih inanc mutlak adalete dayanan mazlumsuz bir toplum kurma ideali iin hayati bir dini itikattr. (Siebert, 1984, s.95) Hatta iin derinliklerine inen baz filozoflar Kant, Hegel ve Marxn felsefelerinin vahye dayal brahimi dinlerin rtk bir felsefi ifadesi olduunu bile ileri srmektedirler. Mesela kendisi inkar etse de yzylmzn en byk filozofu saylan Habermasn letiim Ahak ve Felsefesinin rtk olarak dini-metafizik bir ierii, yani diyalogla tekinin varln artsz kabullenme, evrensel kardelik ve dayanma iine girme, insan kendi bana bir ama olarak grme gibi dini zler tad ifade edilmektedir. (Siebert 1985, s. 22). Zaten Habermas hibir zaman byk teologlarla diyalogu kesmemitir. zellikle Metz, Moltmann, Solle ve Peukert gibi dev teologlar Habermasn srekli temas iinde olduu kiiler olmutur. (Siebert, 1984, s.25). Bu yakn temasn Hristiyan teolojisinde gzle grlr bir zenginlie neden olduu da inkar edilemez. (bkz: Arens, 2008; Peukert 1984). Batl Filozofla slam teologunun diyalogu mmkn m? Burada sorulmas gereken soru sekler ve genellikle ateist olan Batl filozoflarla bir slam teolog ya da mutasavvfnn, Nursinin, hangi dzlemde diyaloga girebilecei sorusudur. Bunlarn ilgi alanlar ve bilgi retme yntemleri znde farkllk arz etmemekte midir? Ayrca bu diyalog nereden balayacaktr. Yani sekler bir diyalektik materyalizmden bir nebevi teoloji, yani bir Risale-i Nur mu; ya da Risale-i Nur Klliyatndan bir Eletirel Teori mi retilecektir? Bu mmkn mdr ve tarihte emsali var mdr? Aslnda Eletirel Teori filozoflarnn ilgi alanlar, zm yntemleri ve ulat sonularla Bedizzamann retisi karlatrldnda hem ilgi alan, hem kullanlan yntem hem de ulalan sonular bakmndan aralarnda ok sayda paralelliin olduu grlr. Mesela Hegel felsefesinin temel amacnn ilahi hikmet ve adaleti hakllatrmaya ynelik bir aba olduu sylenir. Bazlarna gre Hegel felsefesi Cennetten Kovulma retisinin felsefi bir versiyonundan baka bir ey deildir. (Sherratt, 2002, s. 30-31) Karl Marx gibi sol Hegelcilerin yapt ise tepesi zerinde duran bu felsefeyi yeniden ayaklar zerine evirmekten ibarettir. Aydnlanan modern bireyin dram Yaadmz an baskn sistemi olan kapitalist sistem; sekler, demokratik, liberal ilkelere dayanan bir burjuva sistemidir. Bu sistemde deerler alan birbirinden ayrm, her biri kendi isel mantna gre ileyen bamsz alt-sistemler tarafndan ynetilmeye balamtr. Daha ak bir ifadeyle modern ncesi dnemde tm sistemler; ekonomi, politika, ahlak, dnce, sanat, bir st deer tarafndan organize edilmekte, ierikleri o yksek deer tarafndan belirlenmekteydi. Yani dini-metafizik dnya gr tm alt sistemleri dikey ve yatay olarak dizayn etmekteydi. Bireyin kainatta bir yeri ve gelimi kiilii vard. Sosyal-fiziki evresine ve yaratcsna yabanclam deildi, onlarla yatay ve dikey btnlk ierisindeydi. Batda ortaya kan aydnlanma sreciyle o eski dzen ykld ve yepyeni bir sistem kuruldu. Bu yeni dzende gndelik hayat kutsaldan bamszlatrlarak gya akln ve bilginin egemenliinde yeniden dizayn edildi. in ilgin yan bu alt sistemler birbiriyle uyum yerine derin kartlk ve atma srecine girdiler. Daha nce grlen genel uyum ve harmoni bu defa yerini uyumsuzluk ve atmaya brakt. Bu aamada her taraf Weberin Yeni putperestlik dedii olgu kaplad; eski tanrlar hortlaklar gibi mezarlarndan karak insanlarn tepesine kt; her bireye saysz tanr musallat oldu. (Weber, 1992, s.180 ) nsanlar Tek ilahtan kurtuldu, saysz ilahn klesi oldu. Para, g,

kariyer, tketim mallar, siyasi liderler, sanatlar insanlarn yeni tanrs olarak yeniden yerlerini aldlar. (Fromm, 2002, s.111) Toplumun efendileri ruhsuz uzmanlar, hissiz hazclar oldu. (Weber 1992, s.182) Dini-metafizik kanaat ahlaknn yerini, Marxn Meta fetiizmi dedii hazclk ald. te yandan rasyonellik, yani mevcut kaynaklarn akllca kullanlmas arasal rasyonellike dnt, bu srete bata insan olmak zere tm doa burjuva snf tarafndan arasallatrld ve koloniletirildi. (Horkheimer, 1947, s. 11 vd) Bilim ve teknoloji birer burjuva ideolojisine ve bu yolla burjuva snfnn gcn ve tekel durumunu merulatrc birer fenomen oldu. Marcusenin dedii gibi mevcut bilim ve teknoloji aslnda gizli bir politik gc maskeleyen birer ideoloji arac oldular. Hkmetler ve politik partiler sadece mevcut burjuva ideolojisinin yrtc mekanizmalar konumuna indirgendiler. (Marcuse, 2002, s.147 vd; Marcuse 2004, s.41 vd; Habermas 1968, s.34 vd) Bu srete bir taraftan bireyler anlamszlat ve ieriksizleti, yani Weberin dedii anlam ve hrriyet kaybna urad; yani insanlar manevi deerini ve birey olma iradesini kaybetti. (Habermas, 1984, s.346) Parann gndelik hayat koloniletirmesi nedeniyle alanlarn emei birer alnp satlan meta ya dnt ve birey kendini bir cansz varlk olarak alglamaya, dolaysyla kendi insanlk doasna ve en sonunda da bir paras olduu makine blouna yabanclamaya balad. Bunun sonucu bireylerin eyleme si, buzlamas ya da kmrlemesi oldu. (Lukacs, 1967) Buzlama ve kmrlemenin bedenletii ve buz gibi souk kapitalist sivil toplumun iklimine en iyi adapte olanlar Habermasn ifadesiyle dncesiz uzmanlar ve hissiz hazclar oldu. (Siebert, 1984, s.248) Toplumun byk ounluu medya maniplasyonuyla derin bir simlasyona uratldlar, yani Baudrellardn derin kefiyle hayatn gerek cephesiyle yz yze gelmekten uzaklatrlarak simlasyon ortamnda yaamaya zorlandlar. Bunu burjuva snf, kitlelerde snrsz talep yaratarak baard; insanlarn ihtiyalarn karlayacak mal ve hizmet retme yerine mallarn satabilmek iin yeni ihtiyalar rettiler. Ve bu bitmez tkenmez retilmi ihtiyalar karlayabilme mcadelesinde bireyler gerek hayatla bir trl yz yze gelemez oldular. (Baudrellard, 1997, s.39-41) Adornonun arpc ifadesiyle toplum tam bir srye dntrld. brahimi deerlerden gelen evrensel kardelik ve baclk duygularnn yerini yabanclama ve dmanlk; dayanma ve yardmlamann yerini smr ve inkr duygular ald. Adorno: Aydnlanmann Mite Dnmesi Adorno (1903-1969) (geni bilgi iin bkz: Sherratt, 2002) modern bireyin dramn aydnlanmann mite dnmesi teziyle teoriletirir. O aydnlanma srecini insan kiiliinin doal gelimesinin engellenerek ocuksu narsizim aamasnda braklmas; kltr ve haz endstrisi ile insanlarn birer haz makinesine dntrlmesi; aydnlanan bireylerin kendi gvenliklerini salamak iin olaanst teknolojiler retmesi ve onlar tekini yok etmek iin kullanmas sreci olarak grr. Adorno-Horheimer ikilisinin ortaklaa yazdklar ancak genellikle Adorno damgasn tayan Aydnlanmann Diyalektii (Horkheimer-Adorno, 1979) kitabna dayanarak profesr Sherratt 82002)n bu konudaki karmlarn verelim. Adornoya gre gerek aydnlanma nesnel aklla ynetilen iyi bir toplumu; mit ise cehalet ve barbarl ifade eder. Ona gre aydnlanmann aslnda temel amac mkemmel ve zgr birey yetitirmek; global olarak gven ve bar ortam salamakt. Ancak zamanla aydnlanma temel amalarnn tam tersi sonular dourmu, tersi olan mite dnmtr. Adorno ilgili tezini Homerosun Oddyseus mitolojisini kullanarak temellendirir. Bu mitoloji Yunanllarla Truvallar arasndaki savatan sonra Yunanl kahraman Oddyseusun gemisiyle evine dnerken yaad servenlerin hikyesidir. Adornonun aydnlanma eletirisi ilk olarak aydnlanmann gelimi kiilikli insan bireyi yetitirmedeki baarszlndan balar. Dnr bu dncesini Odysseusa atfta bulunarak anlatr. Oddyseusun en hayati amac gemisini frtna ve kayalardan koruyarak sahile ulaabilmektir. Bunun iin o hem kendi karar ve davranlarn hem de tayfalarnn davranlarn ok aklc bir ekilde kontrol ve organize etmelidir. Bu nedenle onun ok salam bir iradeye ve salkl bir akl yrtmeye ihtiyac vardr. Yani Oddyseus kaba i gdleri ve duygularnn arzularna uymamaldr. (Sherratt, 2002, s. 80) Oysa hayat onun duygularn batan karc tuzaklarla doludur. Nitekim o, kayalar ve frtna ile bouurken denizkz (Siren) byleyici arklar syleyerek onu ve tayfalarn kandrmaya alr. Oddyseus bu cazip hazlardan kendini ve tayfalarn uzak tutabilmek iin tayfalarnn kulaklarna kapatr ve kendisini geminin direine balar. Bu yolla Oddyseus geici zevkleri yerine evine sa salim ulama hedefini tercih eder. Adornoya gre aydnlanma bireyin temel amalarn ihmal ederek kurduu haz endstrisi ile bir taraftan bireylerin birer hazc varlk olmasna neden olmu ve bu yolla onlar ocuksu narsizm aamasna mahkm etmi; dier taraftan insanlarn akli melekelerini dumura uratarak onlarn gerei kefetme kabiliyetlerini yitirmelerine neden olmutur. Oddyseus amacna ulaabilmek iin bata kendi varl olmak zere; yani duygularnn istek ve arzularn; aklnn emir ve buyruunu; ayn ekilde d dnyann somut gerekliini; yani stnde yzdkleri suyu; arpmamak iin zen gsterdikleri kayay; frtnay ve gemiyi birbirinden kesin hatlaryla ayrt edebilecek bir akl ve bilin dzeyinde olmalyd. Oysa aydnlanm- sekler birey akli gelimesi engellenip ocuksu narsizm aamasnda brakld iin ne kendi duygular arasndaki fark ne de kendisi ile d dnya arasndaki farkn ayrt edebilirler. Bildikleri tek ey annesinin memesinden farkl baka eylerin de olduunu bilmeyen ocuk gibi haz kaynaklar olan ey ya da eylerdir. (Sherratt, 2002, s.83) Adornoya gre byle bir geliim bozukluunun doal sonucu fantezi durumudur. Bu durumda bireyin gerekle temas tamamen son bulur. Bunu Freudn analizlerine dayanarak yle aklar: kiide hayvansal duygular (id-insticts) ve teknik zeka (ego) olmak zere iki ayr kabiliyet vardr. Hayvansal duygular haz peinde koan; teknik zek ise kiiyi evresinden ynelen tehlikelerden koruyan duygudur. Zek, kiiyi d tehditlerden koruyabilmek iin ara ve teknoloji gelitirir ve bunlarla evresini kontrol eder. Kiide zeksal faaliyetler gelitike hayvansal duygular haz kayna olarak zeknn rnlerine (bilgisayar, tv, sinama, araba, ev vs) ynelir, hatta onlara tapnmaya balar. Oysa o rnlerin znde bir haz yoktur; yani kii bir illzyon yaamaktadr. Oysa olmayan eyi varm gibi kabul edip ona tapnma ilkelliin en aa mertebesidir. Adornoya gre aydnlanma, bireyi byle bir illzyona itip onun hem gerekle ilikisini kesmi hem de sahte bir hazla kandrmtr. Adorno bu durumu Oddyseusun frtnayla srklenerek kt ve sadece lotus iei yiyip yar baml halde bar iinde yaayanlarn durumuna benzetir. Lotus yle bir iektir ki baldan daha tatldr, fakat ondan yiyen hafzasn kaybeder ve gemi tm hatrasn unutur. Oddyseus burada yine bir seimle kar karyadr; ya o baldan daha tatl olan Lotustan yiyecek ve ebediyen orada kalacak; ya da ondan vazgeip hafzasn koruyacak ve yolculuuna devam ederek evine ulaacaktr. Adornoya gre lotus denizkznn arksndan daha batan

karc ve daha gerek ddr. nk Oddyseusun en temel gereklii olan ei ve oluyla ilikisini ebediyen bitirmektedir. Lotus, Adornoya gre, geici sarholuk veren bir nesne gibi deil, bireyi kendine sonsuza dek baml klan eroin gibidir. Aydnlanmann insanlara verdii mutluluk da Lotus yiyen kiilerin ald haz gibidir. Onlar kendilerini mutlu sanrlar, aslnda derin bir bamllk iinde kimliklerini kaybederler. (Sheratt, 2002, s.84) Adornoya gre aydnlanmann rettii haz ve kltr endstrisi Lotus ieinin fonksiyonunu grr; nk mevcut kltr bireyleri gereklikten koparmakta, bireylere sahte bir mutluluk vermektedir. Adornoya gre sahte haz ve zekasal tekniin rettii baka arpk ve tehlikeli bir sonu paranoya durumudur. Bu durum ok tehlikelidir; nk paranoya iinde olan birey rettii teknolojiyi ve ondan elde edilen gc kontrolsz olarak kullanr. Bu yle olur: Yukarda ifade edildii gibi kendi egosunu koruma zeknn en nemli amacyd. Bunun iin gelitirdii teknolojilerle birey evresini kontrol etmek ister. Aydnlanm-sekler birey kendi egosu dnda her eyi bir tehdit unsuru olarak grmeye balar. Farkl olan her ey onun iin yok edilmesi gerekli bir tehdit unsurudur. Bu paranoyann sonular, aydnlanan-sekler bireyin tehdit olarak grd her farkly yok etmesi demektir. Adorno buna Nazizm rneini verir; ona gre Naziler Musevileri sadece bir aznlk olarak grmedi, kendi Alman rkna kar bir tehdit olarak grd ve toplama kamplarnda imha etmeye kalkt. Bylece aydnlanmann temel amac olan gvenlik ve bar bu ekilde atmaya, savalara ve dnyann atee verilmesine dnt. (Sheratt, 2002, s. 85) Adornoya gre sre burada bitmez; aydnlanan-sekler birey, nihai olarak kendinden de korkmaya ve kendini de yok edilmesi gereken bir canavar olarak grmeye balar. Bunun anlam aydnlanan bireyin dorudan kendisine saldrya gemesidir. (Sheratt, 2002, s.95 vd) Sonu olarak Adornoya gre Bat aydnlanmas insanla mutluluk, huzur, bar ve kardelik getirmemi; tersine huzursuzluk, zgrszlk, sava ve gzya getirmitir. Bedizzaman ve Aydnlanma-seklerleme Bedizzaman (geni bilgi iin bkz: Vahide, 1992;Duran, 2008; Duran 2005; Valkenberg, 2006)n aydnlanma eletirisi sadece duygu ve zeka boyutlu deil ayni zamanda akl ve kalp boyutludur da. Ona gre insann nihai amac ebedi kurtulutur. Bunun yannda o bir teolog olarak ayn zamanda insann gelimesi, mutluluu, huzur ve gveni ile de yakndan ilgilenir. Bedizzaman Baty olumlu ve olumsuz olmak zere ikiye ayrr. Olumlu Batnn sevilik dininin bir miras olduu dncesindedir. Olumsuz Bat ise ona gre materyalist ve hedonist felsefenin ekillendirdii Batdr (Nursi, c.I, 1994, s.643). Ayn ekilde o felsefeyi de ikiye ayrr; olumlu ve olumsuz felsefe. Olumlu felsefe insanla yararl bilim ve teknolojileri reten, ahlak ve insann geliimini tevik eden; hukukun stnln ve adaleti gvence altna alan felsefedir. Bu felsefe Kuranla barktr. Buna karlk materyalist ve bireyi sefahata tevik eden felsefe zararl felsefedir; Risale-i Nurun mcadele ettii felsefe bu ikinci felsefedir. (Nursi, c.II, 1994, s.1754) lgin bir ekilde Bedizzaman Eneyi de ikiye ayrr: kendisine manay- harfiyle baklan Ene ve manay- ismiyle baklan Ene. Birinci Ene tm olumlu davran, inan ve kararlarn kaynadr. Bu tr Ene, insann psikolojik, sosyolojik ve ahlaki gelimesini gvence altna alr ve insan insan- kamil makamna kartr. Buna karlk br Ene her trl olumsuzluun, errin ve ktln kaynadr; insann kiisel geliimini, sosyallemesini ve ahlakl bir kiilik olmasn engeller. (Nursi, c.I, 1994, s. 494 vd) Ona gre Bat uygarl olumlu ve olumsuz unsurlardan mteekkildir. imdilerde olumsuz unsurlar daha galiptir; ancak bu olumsuzluklar hissedildike insanlar onlardan vazgeecek ve sonunda olumlu unsurlar galip gelecektir. Bu aama Bat uygarlnn Kurani deerlerle diyaloga getii aamadr. Bu diyalogla insanlk yeni bir eskatolocik adalet ve gven a yaayacaktr. imdi burada Bedizzamann klliyatna dayanarak onun insan bireyinin gelime sreci, mutluluu, huzur ve gveni ve en nemlisi ebedi kurtuluu ile ilgili yaklamlarn ksaca inceleyelim. Bedizzaman da Adorno gibi derin akli gereklikleri basit hikyeciklerle anlatmaya alr. O, Allaha iman ve ahlakn kiiyi nasl huzurlu ve mutlu yapt; buna karlk imanszlk ve dalaletin nasl sahte bir mutlulukla insan aldattn yolculua kan ki karde hikayesiyle anlatr. Ksaltarak zetleyelim: Bir zaman biri gzel huylu ve akll, dieri serseri ve zevkine dkn iki karde, uzun bir seyahate kmlar. Biraz ilerde yol ikiye ayrlyormu. Orada grdkleri ciddi bir kiiden yollarn durumu hakknda bilgi almlar. O bilge kii sa yolun gvenli fakat belli kurallara uymann zorunlu olduunu; sol yolun ise riskli fakat kuralsz olduunu sylemi. Kardelerden gzel ahlakl olan sa yolu, dieri sol yolu tercih etmi. Sol yolu tercih eden, dereden tepeden geip bo bir sahraya girmi. Yrrken anszn rpertici bir ses iitmi; bir aslan, meelikten kp ona doru saldrmak zere yaklayormu. Aslan grr grmez kamaya balam ve lde susuz bir kuyuya rast gelmi ve korkusundan kendisini kuyuya atm. Derken elleri bir aaca tutunmu. Biri beyaz dieri siyah iki fare aacn kkn kemiriyormu. Kuyunun dibinde byk bir ejderhann ona doru yaklatn grm. Kuyunun duvar zehirli haaratla doluymu. Aa bir incir aac olmasna ramen stnde her trl meyve varm. O aklszlndan bu eylerin sradan ve tesadf eyler olduunu sanm. Akln kullanp bu olaylarn gerisindeki srlar kefedememi; sanki bir ey yokmu gibi o aacn meyvelerini yemeye balam. Oysa o meyvelerin bir ksm zararl ve zehirliymi. Dier kardei yolculuu boyunca kurallara uymann dnda herhangi bir zahmetle karlamam. nk gzel ahlkl olduundan gzel eyleri dnr, gzel hlyalar edermi. Onun da yolu yine byk bir sahraya denk gelmi. Arkasndan kendisine doru koan bir aslan grm, o da korkarak kam, fakat kardei kadar korkmam; nk olumlu dndnden; "u sahrann bir Hkimi var. Ve bu aslan, o Hkimin kontrol altnda olma ihtimali var" diye dnp teselli bulmu. O da bir susuz kuyuya rast gelmi ve iine atlam. Kardei gibi bir aaca tutunmu. O da iki hayvann o aacn kkn kemirdiklerini grm. Aslan kuyunun banda, ejderha aada ona saldrmak zere bekliyorlarm. Akln kullanarak olaylarn esrarn zmeye alm ve bu sra d iler mutlaka birbiriyle ilikili olmal. Hem bunlar belli

bir ilkeye gre hareket etmeliler. Anlalan bu ilerin gerisinde bir tlsm var. Kesinlikle bunlar, bir gizli Hkimin emriyle hareket ediyorlar. yleyse ben burada yalnz deilim, o gizli Hkim bana bakyor; beni snyor, belli bir ama iin beni bir yere sevk edip, yanna dvet ediyor diye dnm. Bu tatl korku ve gzel fikirden onda bir merak uyanm ve Acaba beni snayp kendini bana tantmak isteyen O hakim kim olabilir? diye kendi kendine sormu. Sonra, O Hakime derin bir sevgi duymaya balam; o sevgiden Onu nasl memnun edebilirim duygusu ykselmi. Sonra o aacn, ilgin bir incir aac olduunu fark etmi ve bununla korkusu tamamen kaybolmu. Anlam ki bu incir aac, dier tm meyvelerin bir listesidir. O kendini gizleyen Hkim, tm ba ve bahelerdeki meyvelerin numunelerini bir mu'cize ile o aaca takm ve kendi misafirlerine takdim ediyor. Sonra O Hakime niyaza balam. Ve bu niyazdan sonra birden bire ejderhann az nezih ve gzel bir baheye alan bir kapya ve aslan munis bir ata dnm. (Nursi, s.c.I, 1994, 12 vd) Nursi o iki kardeten sa yolu tercih edeninin mmini sol yolu tercih edeninin kafiri ve o iki yolun birinin iman dierinin kfr yolunu temsil ettiini syler. Ona gre o sahra u dnyay ve aslan lm ve eceli, kuyu insan bedenini ve insan mrn, siyah ve beyaz iki hayvan, gece ve gndz ve o ejderha mezar temsil eder. O aataki meyveler, dnyev nimetlerdir ki cennet meyvelerinin numuneleridir. Ve o tek aata her eit meyvenin bulunmas, lahi Kudretin mucizelerine bir iarettir. Bu basit hikayecikten hareketle insan bireyinin manevi geliimi ve mutluluunun aydnlanmac-sekler bak asyla imani-akli bak alarndan basit bir karlatrlmasn Bedizzamann yaklamlarna dayanarak iyapalm. Bireyin kiisel gelimesi Aydnlanmac bak as erevesinde yetien bireyin ocuksu narsizm aamasnda skp kald konusunda Nursi ile Adorno arasnda fikir birlii vardr. Hatrlanaca gibi Adornoda aydnlanmann mite dnmesinin ilk aamas aydnlanma srecinde bireyin yetikin olmasnn engellenmesi idi. Nursi bu sreci Ene odakl inceler. (Nursi, c.I, 1994, s.494 vd) Ksaca inceleyelim. Birey ruhsal seferine ilk olarak kendine doru baslar. Yani insan ilk olarak kendi nefsine, kendi i dnyasna bir sefere kar ve kendini kefeder, kendinin farkna varr. Bu ie doru yolculukta insan kendinin kabiliyetlerinin nemini ve deerini kefederek kendinin akleden, irade eden, seven, kzan, gururlanan, onurlanan, haz duyan, affeden, kefeden vs bir varlk olduunu anlar. Bu kabiliyetleriyle kendisinin sradan bir varlk deil, tersine ok zel bir varlk olduunu hisseder. zellikle bilmenin, irade etmenin, yapmann, kefetmenin, sevmenin, memnun ve mutlu olmann ne kadar zel ve mstesna birer kabiliyet olduunun farkna vararak kendinde bir eit ulhiyet vehmeder. Kendini kinatn merkezine yerletirir (ocuksu narsizm; benim babam herkesi dver). Yaptklar ve ettikleriyle sarho olur ve kendisinin her eyin efendisi olduunu, kendisinin zerinde baka deerli bir eyin bulunmadn dnr. Dikkat edilecei gibi buradaki bilme, irade etme, akletme vs eyann mahiyetine ynelik bir keif deil; kaba, sradan ve yzeysel bir keif ve fark editir. Sol yolun yolcusunda aslann attan, ylann olaktan, kuyunun evden, meyvenin zehirden ayrt edilmesi bu tarz bir fark editir. Bu aama ayn zamanda bireyi akl d illzyonlarn epeevre sard bir aamadr. Gerek anlamda akl devre d olduundan bireyin karar ve davranlar sadece hayvansal kaba duygular tarafndan belirlenir. Nursinin ifadesiyle Ene yle ier ki kiinin tm varln yutar. Etrafn saran somut gereklikler birer birer nemini yitirir; yani sol yolun yolcusu iin saldrmak zere kuyunun banda bekleyen aslan, ayana doru yaklaan ejderha, aacn kklerini kemiren fareler yakn tehlike olmaktan kar; o sadece eline geirdii meyvelerden yemeyi hayatn tek gereklii olarak grr. Bu ekilde kendine ocuka bir sahte evren kurar; her trl yakn-uzak tehlike ve riski yok kabul ederek sadece o anlk arzularn tatmin etmeye alr. Hayat sadece hayvansal igdlerinin perspektifinden gren kii gelimesi engellenmi ve olgunlaamam kiidir. Bedizzamana gre kfr ve dalalet bireyin akli gelimesini nler ve bu yolla kiinin ebedi ocuksu bir dnyada yaamasna neden olur. man-akl duyarl birey ise bu aamay baaryla tamamlar ve akln kullanarak baka bir aamaya srar. Bu aamada bireyin kulland malzemeler yine bilme, irade etme ve akletme gibi insani vasflardr. Bu vasflar insanin ruhsal seferinde olaanst deere sahiptir; nk bu vasflarla birey hem kendi evrenine ait tekini kefeder hem de lahi sim ve Sfatlar kefeder. Bu seferde sosyal-siyasal hayata kan birey sadece kendinin deil ayni zamanda bakalarnn da dndn, irade ettiini, kefettiini fark eder ve onlarn yapp ettikleriyle kendisininkini kyaslamaya baslar. Kyasladka fark eder ki baz insanlarn kabiliyeti onunkinden daha stndr. Bu aamada kii narsist-bencil dnce ve hareketten ksmen kendisini kurtararak sosyalleir. En azndan tekinin varln fark etmi ve tekiyle iletiim kurmann gerekliliine inanm demektir. tekiyle iletiim Bu aamada insan Enesi tekinin var oluunu kefederek kendi varln hisseder ve kendini olumlar. teki olmadan kendisi de yoktur. Bu nedenle teki ile kendi arasnda diyalektik bir ayniyet vardr. Bunun anlam kiinin tekiyle hem zde, hem de ondan bamsz ve farkl olmasdr. Bu gerekten hareketle teki ile iletiimin eitli safhalarn yle anlatabiliriz. Kii ilk olarak tekiyle diyalog ve tanma srecini yaar. teki onu, o tekini kabullenir ve tanr. Bu ftratn zorunlu bir gereidir. Ancak kii ve teki sadece saf bir iyi niyet ve akl sahibi zneden ibaret deildir; ayn zamanda benlerinin ieriinde kurnaz, bencil ve ykc nefisler de vardr. Bedizzamana gre tarafgirlik, inat ve haset; nifak ve ikakn, kin ve adavetin sebebidir. (Nursi, c.I, 1994, s. 469 vd) Bu tanma ve diyalog srecinde kendini beenme, inat, haset, rk duygular, abartlm milli birlik btnlk kaygs, toplum gvenlii vs gibi mlahazalar devreye girer ve iletiimi sonlandrr. Birey bu

defa tekini aalama, arasallatrma ve ciddi bir tehdit olarak grp yok etme gibi eylemlere bavurur. Bedizzamann arpc ifadesiyle Enesi ier ve kiinin tm varln yutar; bir Firavun, Nemrut ve eddat olur. Adornonun aydnlanm- sekler bireyinin kendi egosunu gvence altna almak iin her farkl olana sava amas, yani paranoya durumu, Bedizzamanda Enenin bireyi yutmas dncesi denk gelir. Bireyi yutan Enenin bireysel, toplumsal ve kresel sonular; gce tapnma (hak kuvvettedir), rklk, hazclk, karclk, atma ve biyolojik ve kimyasal savatr. (Nursi, c.II, 1994, s.2049) Bedizzaman bu paranoya durumunu bir cani yznden topyekn bir kyn imha edilmesi lgnl olarak zetler. Gerekten o aydnlanm-sekler bireyin kurduu faist, komnist ve siyonist dikta rejimlerinin tekini imha etmek iin kentleri nasl atee verdiklerini bizzat yaayarak grmtr. "...(iinde yaadmz) asrda gaddar medeniyetten neet eden hodgamlk ve asabiyet-i unsuriye (rklk damar) ve umumi harpten gelen istibdad- askeriye (militarist bask) ve dalaletten kan merhametsizlik cihetinde yle bir eedd-i zulm ve eedd-i istibdadat meydan alm ki nk mezkur hissiyatla hareket ve taarruz eden insanlar bir iki adamn hatasyla yirmi otuz adam adi bahanelerle vurur, perian eder." (Nursi, c. I, 1994, s. 997.) Adorno, aydnlanm-sekler bireyin sadece kendi egosunu koruma adna tekini tahrip etmeye kalktn sylyordu; Bedizzaman buna baka yeni unsurlar da ekler; vatann birlii ve blnmezlii; devletin kutsall; toplumun gvenlii "Siyaseti beeriyenin en esasl bir kanun-u esasisi (anayasa maddesi) olan "selmet-i millet iin fertler feda edilir. Cemaatn selmeti iin ehas kurban edilir, vatan iin her ey feda edilir." "Btn nev-i beerdeki imdiye kadar dehetli cinayetler bu kanunun su-i istimalinden," kaynaklanmtr. "Bu kanun-u esasiye-i beeriye, bir hadd-i muayyenesi (belli bir snr) olmad iin ok su-i istimale yol am. ki harbi umumi bu gaddar kanun-u esasinin su-i istimalinden kp bin sene(lik) beerin terakkiyatn zir-u zeber ettii gibi, on cani yznden doksan masumun mahvna (da) fetva verdi. Bir menfaat- umumi (kamu yarar) perdesi altnda ahsi garazlar, bir cani yznden bir kasabay harap etti..." (Nursi, c. I, 1994, s.997) Bu firavunlaan ve her trl farkl olan imhaya kalkan Ene en sonunda silahnn namlusunu kendisine evrir ve kendisini de acmaszla yok eder. Bu aama tekini idam etme ve yoklua atma aamasdr. Bunun derinden hissedilmesi bireylerde yeni bir sreci balatr: yeniden iletiim. Yeniden iletiim atma, dmanlk, inkr ve tahribin ykc ve ac sonularnn iyice hissedilmesi, vicdan tefessh etmemi bireyleri yeni bir kabullenme ve iletiim arayna srkler. nk tekini inkrla yoklua frlatm ve bu yolla bizzat kendi eliyle kendisini de idam etmitir. nk kiinin kendi varl, tekinin varlyla gvence altna alnmt. Bilindii gibi adem azab en dayanlmaz azaptr. Adem ve boluk azabndan kurtulmak iin kii yeniden varlk sahnesine kmak ister ve bunu ancak tekini yeniden kabullenerek, olumlayarak ve severek baarabilir. Ancak bunu nasl yapabilecektir? Akln kullanarak kii kendisinin ve baka insanlarn kabiliyet ve eserleriyle kendisini ve evresini kuatan lahi tecellileri, fiilleri kyaslamaya balar. Kendi nefsindeki (enfsi) ve beeri ve fiziki evresindeki (afaki) tm faaliyetler, eserler, nimetler, ihsanlar, ikramlar, dzen ve hesaba dayanan aktivitelerin derinliini, kapsamn ve boyutunu kavradka Esma ile yz yze gelir ve kendi kabiliyet ve zenginliini Esmann zenginlii ile kyaslayarak kendi yerini fark eder. Kiinin imdiye kadar olan yolculuunda kazand tm tecrbe, hissi birikim onun Esmay kavramas iin birer idrak vastas olur. rade etme, yeni bir ey yapma, bakasna ikram ve ihsanda bulunma kendisi iin ne kadar nemli ve deerli bir eyse Esma iin de o kadar nemli ve deerli bir ey olduunu derinden hisseder. Kendisi nasl grmeksizin, duymakszn, gc olmakszn, iradesi meflu bir ekilde mkemmel olamayacan, mkemmellik iin mutlaka grme, duyma, yapabilme, irade edebilme, bilinmeyenleri bilebilme kabiliyetine sahip bulunma gerekiyorsa; Esmann da tm cephelerinde mkemmel olmas gerekeceine, zaten yle de olduuna hkmeder. Bu aamada kii kendi tecrbeleri ve iinde bulunduu duruma gre belli bir Esmada sefere koyulur. Artk bu seferin boyutu tamamen kiinin kendi zel ruhsal zelliklerine baldr. Bu tamamen bireysel, mstesna, bir seferdir. Salk problemleri olan afi isminde, fakirlik problemi olan Gani isminde, bor problemi olan Muti isminde ilh. Sefer boyunca hem Cenab- Hakka hem de onun tecellisinden ibaret olan insanlara ve dier varlklara derin bir sevgi duymaya, onlarla dost ve arkada olmaya balar. lahi ahlakla ahlaklandka manevi duygular geliir ve nihayetinde mkemmel bir insan olur. Gelimi dengeli kiilik Kii lahi isimlerle bulutuka onlarn snrszln, kendi snrlln hisseder ve kendi acz ve zaafn anlar. Bu anlay onu kendini dnyann merkezine yerletirip bakalar zerinde bask ve egemenlik kurma hastalndan alkoyar. Bylece sadist ve narsist duygularn trpleyerek onu insaniletirir. te yandan birok insanda kendi znden ve orijinal doasndan yabanclama eilimi vardr; yani kii zaaf ve yetersizliklerine bakarak kendisinin nemsiz olduunu dnr ve her trl insani sorumluluktan vazgeerek tamamen kiiliksiz ve ieriksiz bir varla dnr. Kendi doasndan kaynaklanan sorumluluklardan kamak bazen insana dayanlamaz aclar verir. Bu tipler bu aclardan kurtulmak iin ya bir liderin ya da bir sporcu ya da artistin kiiliinde varln eritir ve buharlatrr. Byle birine lahi Hikmet ve Adalet onun kendi hr iradesini hatrlatr ve kendini byle anlamsz grmemesi gerektiini, tersine onun olaanst vasf ve kabiliyetlere sahip olduunu, mahlukatn en ereflisi olduunu ve kapasitesine paralel saylmayacak sayda ykmllklerle donatlm olduunu ikaz eder: Biz insanolunu mkerrem kldk...(Kuran, 17/70)

Bylece lahi Hikmet ve Adaletle buluan kii ne kibirli ve narsist; ne de anlamsz ve ieriksiz bir kiilik olmaktan kar, kendisinin deerini fark eden, ama kendi deerinin Allahtan geldiini bilen ve bakalarna kar saygl, mtevaz, toleransl biri olur. (Nursi, c.I, 1994, s.204 vd) Bu tip kiilie gelimi dengeli kiilik adn verebiliriz. Sonu olarak lahi simlerle buluan ve onlarn ieriini anlayan kii kyas yoluyla kendi snrn bilir ve gelimi dengeli bir kiilie sahip olur. Aydnlanm-sekler bireyin patolojik hastalklarndan mmkn olduunca kendini uzak tutar. Ne sadece hayvansal kaba duygularnn ar egemenlii altna girerek hazlarnn klesi olur; ne de kendi egosunu koruma bahanesiyle tekini imha etmeye kalkar. Bir nefsi katleden btn insanl katletmi gibidir.. (Kuran, 5/32) ayetinin uyarsn dikkate alarak katiller safnda yer almaz. Keza kimse kimsenin gnahndan sorumlu deildir (Kuran, Fatr/18) ayetine kulak vererek; ne toplum gvenlii, ne bir paranoyaya varan milli birlik ve btnlk bahanesi ve ne de bir snf ve mezhep kar iin hakszla ve zulme girmez; bir terrist iin topyekun bir ky imha etmez, edemez. Tek kltrl bir toplumda yayorsa yabanclara eziyet eden benim dmanm olur(el-Mnv, hadis no: 8270) Hadisine uyarak aznlk mensuplarna kendisinin sahip olduu tm haklar verir; ok kltrl bir toplumda yayorsa Allah sizi, din konusunda sizinle savamam, sizi yurtlarnzdan da karmam kimselere iyilik etmekten, onlara dil davranmaktan men etmez. phesiz Allah dil davrananlar sever. (Kuran, 60/8) ayetine uyarak farkl kltrlerle uyum ve bar iinde yaar. Madursuz adalete dayal bir toplum kurma projesinin aktif bir eleman olur. Sahte ve gerek mutluluk Adorno, aydnlanan-sekler bireyin haz ve mutluluu ilk nce basit objelerde; kltr endstrisinin ve teknolojisinin gelimesinden sonra ise endstriyel aralarda aradn ve onlara tapnmaya baladn; ancak onlarda bulunan haz ve mutluluun sahte bir mutluluk olduunu ifade ediyordu. Adornoyla Nursinin en fazla ittifak ettikleri konulardan biri de bu sahte mutluluk olmaldr. Nursi bireyin meru olmayan hazlarla gerekte mutlu olamayacan, sadece kendini kandracan ne srer ve gelitirdii ok sayda parabolik hikyeyle bunu anlatmaya alr. Onun yaral asker hikayesi bu konuda aydnlatc olabilir. lgili hikayeyi ksaltarak izleyelim: Hikaye savata yaralanan ve ok uzaklarda olan kyne dnmekte olan bir askerle ilgilidir. Asker sandan ve solundan ar ekilde yara almtr; ayrca arkasnda yrtc bir aslan onu izlemekte ve saldrmak zere frsat kollamaktadr. te yandan bir mahkeme askerin sevdii kiileri birer birer asmakta, aslma sras askere yaklamaktadr. Asker bu umutsuz vaziyette dnrken sa tarafndan nurani bir zat belirir ve ona endie edilecek bir eyin olmadn syler. Kendisine verecei ilalar kullanmas ve retecei tlsma inanmas durumunda saldrmak zere bekleyen yrtc aslan bir binek atna dnecek, yaralar hemen iyileecek ve o idam sehpas bir salncak olacaktr. En nemlisi verecei bir uak biletiyle ksa zamanda kyne ulaabilecektir. Bu arada sol tarafndan eytan gibi dessas, ayya bir adam, fotoraflar, filmler ve alkoll ikiler ve uyuturucularla ona yaklaarak beraber elenmeyi, mstehcen fotoraflara bakmay, eitli arklar dinlemeyi ve nefis yemeklerden yemeyi teklif eder. Ayn ekilde ilalar kullanmay brakmasn, uak biletini yrtmasn, o gzel bahar mevsiminde kyne gitmekten vazgemesini nerir. Asker tam o ayya adamn szlerine kanmak zereyken sa tarafndan o nurani zatn sesi yeniden ykselir ve ona: "Sakn aldanma. Ve o desssa de ki: Eer arkamdaki aslan ldrp, nmdeki daraacn kaldrp, sa ve solumdaki yaralar iyiletirip ve yolculuuma son verecek bir aren varsa haydi gster, grelim, ondan sonra eleniriz; bunlar yapacak gcn yoksa seni dinlemiyorum, de der. Nursi o askerin insan, aslann lm ve daraacnn dostlardan ayrl simgelediini syler. Ve o iki derin yaralar insann acz ve fakrn; uzun yolculuk lem-i ervahtan, rahm- mderden, ocukluktan, ihtiyarlktan, dnyadan, kabirden, berzahtan, hairden, Srat'tan geen uzun insani yolculuu yanstr. O tlsm ise, Cenb- Hak ve hirete man ifade eder. (Nursi, c.I, 1994, s.10 vd) Dikkat edilecei gibi Nursiin yaral askeriinin durumu Adornonun Oddyseusunun durumu gibidir. Oddyseus denizde elenmek iin bulunmamaktadr; onun tek hedefi kayalara arpmadan, frtnalarda batmadan kar sahile varabilmek ve evine ulaabilmektir. Denizkznn cazip arklar onun iin sahte bir hazdan ve sanal bir mutluluktan baka bir ey deildir. Yaral askerin durumu da ayndr. Dessas adamn teklif ettii haz geici, sanal, hatta onu esas amac olan kyne gitmekten alkoyduu iin zararldr da. Zaten onu izleyen aslan ona saldrmak ve aslma sras ona gelmek zeredir. Sa ve solundaki derin yaralar srekli szlamakta ve ac vermektedir. Dolaysyla askerin ayya adamn teklifine uyarak elenmeye balamas ve ondan gerek bir haz almas ve mutlu olmas mmkn deildir. Nursi bu dnyann snrllklar iinde bireyin gerek haz almasn nleyen eyler olduundan sz eder. Bunlar; insann mahiyetinden karp atamad acizlik ve gszlk; srekli saldr halinde olan mikroplar; alk, ktlk, deprem, sel gibi doal felaketler; bir trl nlenemeyen hastalklar; yallk ve en nemlisi lmdr. Bunlar ortadan kaldrlamadan kiinin gerek haz almas mmkn deildir. Bunlara ilaveten Nursiye gre insandaki akl ve fikir de kiinin gerek haz almasn engelleyen baka faktrlerdir. nsan akl yoluyla hem gemiin ac ve straplarn hem de gelecein ayrlk ve endielerini hissedebilir. Gemi ve gelecein ac ve endieleri bireyin ald imdiki hazz ve zevki aclatrr. Ancak bu azap ve ikence genken gaflet sarholuuyla fazla hissedilmez; lme yaklatka yava yava hissedilmeye balanr. Dier bir faktr kiinin insniyet itibariyle dier insanlar ve d dnyaya olan ilgilisidir. Allaha inanmayan birey insanlar ve eyay tesadf ve tabiata havale ettii iin onlarn gz nnde yok olup gitmesinden derin bir ac hisseder. Kendi elemine ilave olarak onlarn elemini de eker. (Nursi, c. I, 1994, s.289) Aydnlanmac-sekler Batnn insanla en byk zarar Nursiye gre insanlarn saadetini mahvetmesidir. Nursi bu konudaki tm sorumluluu ikinci Avrupaya ykler ve onu ok sert ifadelerle eletirir: kinci Avrupann hem insanln mutluluunu mahvettiini; bu yetmiyormu gibi gelitirdii bilimsel teorilerle insanln mutluluunun sadece materyalist felsefe ve sefih medeniyetle olabileceini iddia ettiini syler ve ona kar u sorular yneltir: acaba hem ruhunda, hem

vicdannda, hem aklnda, hem kalbinde dehetli musbetlerle musbet-zede olmu ve azaba dm bir adamn sadece cismiyle, zahir bir surette aldatc bir znet ve servet iinde bulunmasyla mutlu olmas mmkn olabilir mi? Yani cismi fani ve yalanc bir cennette, kalbi ve ruhu cehennemde azap eken bir insana mutlu denilebilir mi? (Nursi, c. I, 1994, s.643) Oysa Nursiye gre bu insani duygular sadece haz almak iin deil ondan ok daha zevkli olan ve ayn zamanda insann kemalini de salayan Esmann tecellilerini kefetmek iindir. (Nursi, c. I, 1994, s. 47 vd) Sonu olarak hem Adorno hem de Nursiye gre insann bu snrllklar iinde aldatc medeniyet fantezileri ile gerek mutlulua ulamas mmkn deildir. Ebedi kurtulu Diyalektik materyalist felsefenin snrlar dnyasal mutlulukla bitmekte; dnya tesine uzanamamaktadr. Oysa dini teoloji ve felsefe ebediyeti de dikkate alabilmektedir. Bu snrlln farknda olan Adorno ebedi kurtulu konusunda teolojinin yardmna bavurur. Hatta byle nebevi bir teolojinin diyalektik materyalizmin derinliklerinden retilebileceini umar. Nursinin klliyat Adornonun arzu ettii kurtulu teolojisini fazlasyla salad inancndaym. Ancak bu devasa teolojinin felsefi bir dile aktarlmasna ihtiya vardr. Byle bir kutlu abann amzn en anlaml ve nemli baars olabilir. Bu dev proje Orta ada bn-i Sina-Gazali-bn-i Rd teolojilerinin Batya aktarlarak Aziz Thomasda etkili bir teolojik devrime dnmesi kadar anlaml olacaktr. Bu nemli proje gayretli teolog ve filozoflar beklemektedir. Ebedi kurtulu ve mutluluk insann en nemli meselesidir. Bu hayati mesele nasl kazanlacaktr? Nursinin teolojisinin odanda bu soru yatmaktadr. Konuyu yine Nursinin bir hikayeciine mracaat ederek derinletirelim. Bir zaman ok zengin, birok sanat dalnda uzman, her bilim dalnda derin bilgisi olan bir sultan varm. Hazinesinde elmas ve zmrt gibi her eit mcevherat bulunuyormu. Ayrca elinin altnda ok kymetli antika sanat eserler koleksiyonu varm. O sultan btn bu zenginliini, sanat eserlerini ve koleksiyonlarn insanlara tehir etmek iin mkemmel bir saray yaptrm ve o eserleri o sarayda sergilemek istiyormu. Ayrca sarayn mutfanda ziyaretilere cretsiz yemek de verilecekmi. Ziyaretilerin ziyarete uygun davranlarn dzenlemek, onlarn sorularn cevaplamak, sanat eserlerinin deerlerini ve koleksiyonlarnn tarihi anlamlarn aklamak iin konunun uzman grevliler de istihdam etmi. Ve saray ziyarete am. Saray grevlileri ziyaretilere ziyaret ncesi baz bilgiler vermiler; sultann saray ve iindeki sergiyi kendisini insanlara tantmak iin organize ettiini; zenginlik ve sanatn sergileyerek ziyaretilerin beenisini ve sevgisini kazanmak istediini; ikramlarla, cmertliini gstermek ve ziyaretilerin kranlarn sunmalarn arzuladn; ayrca sergilenen tm rnlerin onun bizzat kendi eseri olduunu; zerlerindeki imzasyla taklitlerinden ayrmak istediini anlatmlar. Sonra, ziyaretiler ikiye ayrlarak ziyarete balamlar. Birinci gurup akll kimselerden oluuyormu. Onlar saray ve iinde sergilenen sanat eserlerini grr grmez hayran olmular ve daha ayrntl bilgi almak zere saray uzmanlarna eitli sorular sormular. Onlara saray sahibinin amalarn, onlardan arzusunun neler olduunu; onun istei dorultusunda nasl yaayabileceklerini sormular ve grevlilerden ikna edici ve doyurucu cevaplar almlar. Onlar da grevlilerin tarif ettii tarzda ziyaretlerini tamamlamlar. Ziyaret sonunda ikram edilen yiyecek ve ieceklerden saygyla tatmlar ve saray sultanna kranlarn arz etmiler. Onlarn bu tavr sultann ok houna gitmi ve onlar daha zel ve daha mkemmel baka bir sarayna davet etmi. O yeni sarayda onlara daha muhteem sanat eserleri gstermeyi ve daha leziz yemekler ikram etmeyi vaadeymi. kinci grup ise; genellikle medeni zevki ve akl gelimemi kimselermi. Saraya girince etraftaki sanat eserleri ve antikalar onlarn hi ilgisini ekmemi; hatta onlara nezaketsiz bir ekilde nemsiz eylermi gibi davranmlar; ounun alnt eyler olduunu syleyip sultana iftira atmlar. Hemen ikram edilen yiyecek ve ieceklere ynelmiler. Her eit yiyecekten oburca yiyerek midelerini bozmular; istifra ederek etraf kirletmiler. Baka amalar iin hazrlanan alkoll ikilerden ierek sarho olmular ve uygunsuz hareketlerle dier misafirleri rahatsz etmeye balamlar. Grevlilerin ikazlarn dikkate almayp onlar alaya alm ve tartaklamlar. Saray gvenlii de onlar derdest edip saray mahkemesine teslim etmi ve mahkeme de onlar sularna gre eitli cezalara arptrmtr. Nursiye gre o saray, iinde yaadmz dnyadr. Sultan Cenab- Haktr. Saraydaki deerli sanatlar ise, dnyadaki lahi Kudretin mu'cize eserleridir. Yiyecekler ve iecekler, dnyadaki nimetlerdir. Saray grevlileri peygamberlerdir. Misafirler, insanlardr. O iki ayr grup ise, birisi mminler, dieri ise inanmayanlardr. (Nursi, c.I. 1994, s.44) Dikkat edilecei gibi birinci gurup youn akl yrten bir guruptur. Burada ilk olarak o gurubun aklsal faaliyetlerine ksaca gz atalm. lk olarak o gurubun yeleri kendi i dnyalarnn farkna varrlar. Yani tek bir duyguya deil, birbiriyle uyumlu ve uyumsuz saylmayacak kadar ok ve farkl duygu ve kabiliyete sahip bulunduklarn kefederler. kinci aamada isel dnyalaryla dsal dnyalarnn arasndaki fark, ya da farklar ayrtrrlar. Yani Adornonun Oddyseusunun kendi arzular, amalar ve tutkular ile gemi, gemi tayfas, kayalar, frtna, deniz ve deniz dalgalar arasnda kesin hatlaryla ayrm yapabildii gibi bunlar da saray, sanat eserleri, sergilenen rnler, takdim edilen yiyecek ve iecekler ve saray personeli ve fonksiyonlarn birbirinden ayrt edebiliyorlar. Onlarn kavrama kabiliyeti bununla da snrl kalmaz; akllar, orada gzkmese de saray yapan-yaptran sultann varln kabul eder. nk o kubbelerdeki mimari, sanatn ve mhendisliin, ilemelerdeki estetik ve simetrinin, resimlerdeki realizm ve geometrinin, peyzajdaki mimari ve gzelliin kendi kendine tesadfen olumasnn mmkn olmadn, olamayacan bilirler. Sahip olduklar akl ve edindikleri tecrbe ile o sarayn mutlaka akl, irade, hikmet, kudret sahibi, mimarlk ve mhendislik sanatna hkim, gzel sanatlarda uzman bir ultra-sanatnn elinden kabileceini gsterir.

Ayrca o gurup sadece sultann varlna inanmakla kalmaz, ayn zamanda onun arzularn, rzasn, ahlaki ilkelerini, ceza ve mkafat sistemini, baka daha gelimi saray ve ikramlarnn olup olmadn merak ederler. Bu meraklarn saray grevlilerine sorarak giderirler. Onlarn en byk mutluluklar grevlilerden sultann kendilerinden son derece memnun olduunu iitmeleri olmaldr. Grevlilerin, sultan onlar ok daha mkemmel baka saraylara davet ettiini, orada bizzat onlarla grmek istediini bildirmesi ve gerekten sultann vaat ettii eyi yerine getirme konusunda son derece gvenilir olmas onlar iin mutluluk stne mutluluk olmaldr. Sonu yerine Gnmzde insanln nnde ikisi birbiri iine girmi ve birbirini reten, biri dierlerinden ok farkl seenek vardr. Birincisi aydnlanma-seklerleme olarak yaadmz ve halen derinleerek ve yaygnlaarak devam eden birinci seenek. Bu seenekte bireyler insaniliini yitirmekte ve basit bir haz makinesine dnmektedirler. Bunun anlam haz endstrisinin global lekte tm toplumlar kolonize etmesi ve yer krenin kmrlemi iradesiz sr toplumlar tarafndan doldurulmasdr. Byle bir senaryonun bir gelecek tasarm olmaktan kt, her boyutuyla oktandr zaten hayata hkim olduunu Adorno ve Nursiyi incelerken grdk. Bu srecin iten ie insanl rtt halde insanlarn farkna varamamas aydnlanma-seklerleme srecinin; bilim ve teknolojide gelime; ekonomik refahta artma; politik alanda zgrleme; eitim ve salkta (en azndan grnrde) iyileme; iletiimde srat ve younlama; toplumlar arasnda globalleme gibi olumlu unsurlar da barndryor olmasdr. Bu olumlu yanlar n plana kartarak, hatta feti haline getirerek bunun derinlerdeki ykc sonularn medya maniplasyonlaryla kitlelerin gznden kolaylkla karlabilmekteler; hatta bunun insanlk tarihinin gelimesinin doal ve kanlmaz bir sonucu olduu; dolaysyla baka bir alternatifin bulunmad; byle bir ey aramann insanln doal gelimesine kar kmak anlamna geleceini savunmaktadrlar. Oysa bu srecin ykc sonular gn getike saklanamaz hale gelmektedir: a-bireyin kendine, doal evresine ve Allaha yabanclamas; bir meta ynna dnmesi; kmrleip her trl zgrlkten mahrum kalmas; yani bireyin bir zne, bir aktr olmaktan karak mekaniklemesi, otomatlamas ve sistemin sradan bir aracna dnmesidir. Ayn ekilde aydnlanma-seklerlemenin baka bir sonucu doann smrlp igal edilmesi; su, hava ve topran kirletilmesi; doadaki biyolojik eitliin yok edilerek doann dengesinin bozulmas; maden rezervlerinin, ormanlarn arur edilmesi; arpk kentleme yoluyla doann grntsnn bozulmas ve insanlarn organik ve doal ortamdan uzaklatrlmasdr. (Schuurman, 2008) Adorno ve Nursinin derin okuyularyla bireylerdeki mekanikleme ve robotlama ntr olarak kalmamakta; tersine elindeki teknolojik gc de kullanarak farkl olan yok etme eklinde saldrganlamakta ve barbarlamaktadr. Bu barbarlamann sonularn hepimiz yakndan biliyoruz: bitmez tkenmez savalar, i terr ve etnik temizlik ve tekine kar ar rasist bask. Sabk Bush ynetiminin slam dnyasna miras brakt dk profilli savalar ve i atmalar: Afganistan, Filistin, Irak, Pakistan, Yemen, Sudan, Trkiye, ranVe en son yaadmz Mavi Marmara Gemisine srailli askerlerin dedelerinin katillerinin barbarllklarn aratmayacak saldrs ve dokuz yardm gnlls sivili katletmeleri. Bat toplumlarnda kendi lkelerinde paranoyaya varan abartl gvenlik nlemleri; ama slam dnyasn atee verme ve Mslmanlarn birbirini doramas iin tuzaklar hazrlama En tehlikelisi kendi acnas g ve karndan baka bir ey tanmayan kmrlemi burjuva zihniyetinin gemite iki defa dnyay atee verdii gibi yeniden her taraf atee vermesi; yani dnyay yeniden biyolojik, kimyasal savaa srklemesi. Hangtingtonun medeniyetler atmas byle bir kyamet senaryosunun n zihinsel hazrlklarndan biri deil midir? Evrensel bar iin kltrlerin diyalogu: ya da medeniyetin hasenatnn galip gelmesi

nsan ve doann arasallatrlarak insann kendine, evresine ve nihayet Allaha yabanclamas, kmrlemesi ve ok sayda ilahn klesi olmas gereine kar Batda tip tepkinin ortaya ktn gryoruz. Bunlardan birincisi Habermas tarafnda ortaya konulan ak-ateistsekler- rtl mistik tepki. Bu tepki burjuva deerler sisteminin baz olumlu ynlerinin olduunu kabul etmekle birlikte ok olumsuz sonular da dourduuna inanmakta; bu olumsuz sonularn arasal akl, ya da arasal rasyonellik yerine iletiimsel akl-ahlak-rasyonellik yoluyla azaltlabileceini nermektedir. Bu tepki, dini-metafizik dnya grnn modern sivil toplumda modasnn getiini; daha nce gerekletirdii deerler aras uyumu deerler alannn ayrt ve her deerin birbirinden bamsz olarak kendi i mantna gre iledii sivil toplumda yeniden kurmann mmkn olmadn ileri srer. Bu byk uyum felsefesi ve teolojisi yerine iletiim ahlakn nerir: toplum bireyleri herhangi bir kar gtmeden artsz ve karlksz olarak birbirini anlama ve belli konularda konsensse varma iin ak tartmaya girmelidir. Ahlak ve hukuk bu ak tartmadan retilmelidir. Baz yazarlar bu tepkinin aktan olmasa da rtl olarak ilk Hristiyan neslinin mistik ahlakna dayandn savunur. Gerekten zerindeki rtnn biraz aralanmasyla iletiim ahlak ve rasyonelliinin derin izlerini Kuranda ve slam tarihinde de bulmak mmkndr. Dikkat edilecei gibi bu felsefe, gelimi burjuva- sonras bir sivil toplum kltrnden hareket eder; eitli kltr ve ideolojiler aras iletiim imknlarn aratrr; paralanm olan toplum kesimleri arasnda bir uyum ve barmay amalar. Ancak insanlk sadece gelimi sivil toplum katmanlarndan ibaret deildir. Toplumun derinliklerinde yallar, hastalar, mazlum ve madurlar, ocuklar, hatta ller bulunmaktadr. Hastalk, yallk ve lm iletiim ahlak projesini engelleyen, ilemez hale getiren felaketlerdir. Daha ak ifadeyle eit eit hastalklar, maduriyetler, bela ve musibetler ve lm karsnda insanlara bir ey vaat etmeyen bir felsefe ve teoloji eksiktir ve yetersizdir. Bu nedenle Habermasn iletiim felsefesinin dini-metafizik dncenin yerine geemeyecei; birok alanda zorunlu olarak dini deerlere atfta bulunmak zorunda kalaca ileri srlmektedir. Bu tepki Mslmanlarn da paylaabilecei iinde ok sayda argman barndrmasna ramen Mslman teolog ve filozoflarla henz diyalog iinde deildir. Yirmi iki Avrupal profesrle yrttmz EPOS (Duran, 2008) projesi (ben Avrupa Mslmanlarn temsilen bulunuyorum) bir istisna ya da bu konuda yeni bir diyalog balangc saylabilir.

kinci tip tepki ak-materyalist-mistik karakterli tepkidir ve Horkeimer-Adorno-Benjamin-Siebert drtls tarafndan temsil edilmektedir. Bunlar aktan Allah ve vahye inanmasa da Allahn ve vahyin olmasn mit etmektedirler; aksi takdirde elini sallayp gezen katillerin ebediyen marur bir ekilde galibiyetleri ve hakimiyetleri; masum mazlumlarn malubiyetleri sz konusu olacak ki bu dayanlmaz bir durumdur. Katiller er ya da ge bir ekilde hak ettikleri cezay grmelidirler; brahimi dinler bir son gn mahkemesi ngrdnden bu insan haysiyeti iin son derece nemlidir; hi olmazsa o mahkemede caniler adil bir ekilde yarglanacak ve hak ettii cezay alacaklardr. Onlara gre insanla bir mutlak adalet beklentisi vermeyen din veya ideoloji bo illzyondan baka bir ey deildir. nc tepki dorudan dini-metafizik-mistik deerlere atf yaparak zm reten tepkidir. Felsefi anlamda Hegelle temelleri atlan ve Hegel sonras dnemde felsefe geleneinde giderek bulanklaan ve ar seklerleme basks altnda gndemden den ve son zamanlarda Schuurman gibi tek tk dnr tarafndan yeniden canlandrlmaya allan bir tepkidir. Hollandal politikac ve dnr Schuurman Batda bir ilki gerekletirerek tek bana Hristiyanlarn bu misyonu yerine getirmede yetersiz kald ve kalaca; bu nedenle Mslmanlarn da devreye girmelerinin gerektiine inanr. Bu konuda o Mslmanlarla bir pakt oluturmann zaman geldiini syler. Schuurmann koordinesinde byle bir projeyi balatm bulunuyoruz. Bu yeni projede Hegelin ve ksmen Weberin dini-metafizik-mistik yeniden yorumuna Bedizzaman ve Schuurmann yorumlar da eklenerek yeni bir gelecek ina almas balatlmtr. Mslman entelektel olarak bizim hareket noktamz Bedizzamann naallah istikbalde slmiyetin kuvvetiyle medeniyetin mehsini galebe edecek, zemin yzn pisliklerden temizleyecek, sulh-u umumyi de temin edecek. (Nursi, c.II, 1994, s. 1965) eklindeki projeksiyonudur. Keza bu projeksiyonu destekleyen onun eskolotik global bar ve adalet beklentisidir: 'Ahirzamanda isevilerin hakiki dindarlar ehl-i Kuran ile ittifak edip mterek dmanlar olan zndkaya (inkar uluhiyete) kar dayanacaklardr.' Hatta gelecekte ncil Kuranla ittihad edip Kurana tabi olacaktr. Bu gelecek evrensel kardelik duygularna dayal uyumlu, sevgi ve bar toplumunu hareket noktas olarak alr ve evrensel lekte kardelik ve dayanmann hayata hkim olmasn amalar. Bu yaklam hem biyolojik, kimyasal sava ve atmalardan, hem de insann arasallatrlmas ve doann smrlmesinden kanr. Bu gelecein en nemli zellii en bata; nsan-Allah-Doann diyalektik dikey btnl ya da uyumudur. nsan bata kendi nefsi olmak zere sosyal ve doal evresiyle ve Allahla uyum ve harmoni ierisindedir. Bu uyum zorunlu olarak insan-insan ilikilerini; insan-devlet ilikilerini ve insan-doa ilikilerini yeniden tanmlar ve kurar; yeni insann bata nefsi olmak zere beeri ve fiziksel evresine ve lahi evresine sevgi dolu olacan bekler.

Kaynaklar

Arens Edmund, (2008) What is religion and what is religion for?, Thoughts in light of communicative theology, ngilizce tercmesi sadece online Baudrillard, Jean, (1997) Tketim Toplumu, (Trkeye : H. Deliceayl-F. Keskin), Ayrnt Yaynlar, stanbul Duran, Byamin, (2005), 'Cooperation in interreligious learning and teaching, based on common Abrahamic principles'. Interreligious Learnin g kitabnn iinde,( ed: D. Polefeyt) , Uitgeverij Peeters- leuven n Yayn Duran, Bnyamin (2008), Islam and Muslim in post secular society, in Europe: Secular or post-secular? Kitabnn iinde, (ed: Ziebertz H.Georg and Riegel Ulrich), Lit Ferlag Berlin Duran, Bnyamin (2010), Schuurmans Garden Model at the cross of secular and post secular, Fromm Erich, (2002), The Sane Society, Routledge, London- New York Habermas, Jrgen (1984) The Theory of Communicative Action, v. I, (ngilizceye tr. Thomas McCarthy), Beacon Press Boston Habermas Jrgen, (1996), Fact and Norms, (ngilizceye ter: W. Rehg), The MIT Press, Cambridge, Massachusetts Habermas Jrgen (2007), deoloji olarak teknik ve bilim, (Trkeye ter: Mustafa Tzel), YKY, stanbul Horkheimer M ve Adorno W. T., (2002), Dialectic of enlightenment, philosophical fragments) (ed: Gunzelin S. Noerr, (ngilizceye ter: Edmund Jephecot), Stanford Universitesi Horkheimer M., (1947), Eclipse of Reason, Oxford Universitesi- New York, nk. Lukacs Georg (1967), Reification and Consciousness of the Proletariat, Merlin basks (Georg Lukacs internet arivinden) Marcuse Herbert, (2004), Technology, war and fascism, (ed: Douglas Kellner), London Marcuse Herbert, (2002), One-Dimensional Man, Routledge Classics

Nursi Said, (1994), Risale-i Nur Klliyat, c.I-II, Nesil, stanbul Peukert Helmut, (1984), Science, action, and fundamental theology toward a theology of communicative action,(ing ter: James Bohman), Mit Press Richard, W. (1993), Jurgen Habermas and Post-Secular Society, in www.habermasians.blogspot.com Schuurman Egbert (2008), The Ethics of Responsibility as a Comprehensive Approach: An Application to the Ethics of Technology, Metanexus Institute Schuurman Egbert (1972), Techniek en Toekomst. Confrontatie met wijsgerige beschouwingen" (dissertatie) Sherratt Yvonne, (2002), Adornos Positive Dialectic, Cambridge,

Siebert Rudolf J.(1985), The critical theory of religion, the Frankfurt School, Berlin Siebert Rudolf J, (2007), The Development of Critical Theory of religion in Dubrovnik from 1975 to 2007, The future of religion, toward a reconciled society, kitabnn iinde, (ed:Michael R. Ott), Brill Vahide, Skran (1992), Bediuzzaman Said Nursi, Szler Neriyat, Istanbul Valkenberg, P. (2006), Sharing Lights On the Way to God, Amsterdam-New York Weber, Max (1992), The Protestant Ethic and the Spirit of Capitalism, translated by . Talcot Parsons, London