Anda di halaman 1dari 10

ABS

(ANTİ BLOKE BRAKE SYSTEM)

KİLİTLEME ÖNLEYİCİ SİSTEM

ABS ( A NTİ BLOKE B RAKE S YSTEM) KİLİTLEME ÖNLEYİCİ SİSTEM Kilitleme önleyici sistemin görevi

Kilitleme önleyici sistemin görevi , kuvvetli frenleme sırasında tekerleklerin kilitlenmesini önlemektir. Yani tekerlekler kaymaya başlamaksızın kilitleme sınırına kadar frenlenmelidir. Bu husus otomobilin tüm özelliklerinde (kuru, buz kayganlığı) sağlanmalıdır.

  • 1. Elektrohidrolik kontrol ünitesi

8. Fren lambaları anahtarı

  • 2. Fren silindiri

9. El freni kolu

  • 3. Servo fren ünitesi

  • 4. Fren hidrolik deposu

  • 5. Ön tekerlek devir sensörü

  • 6. Ön fren diskleri

  • 7. ABS arıza uyarı lambası

10. Fren regülatörü

11. Arka tekerlek devir sensörü

12. Arka fren kampanaları

13. Arka fren diskleri

14. Test soketi

ABS fren sisteminin fonksiyonu her türlü frenleme koşulu altında aracın;

-

stabilitesini,

  • - direksiyon hakimiyetini,

  • - optimum şekilde frenlenmesini sağlamaktır.

Optimum şekilde frenlemenin anlamı, maksimum yol tutuşunu elde ederek frenleme mesafesini optimize etmektir.

Acil durumlarda fren yapmak gerektiğinde, sürücü;

  • - önüne çıkan bir engelden kaçabilmeli,

  • - virajlarda hakimiyeti kaybetmemeli,

  • - tekerleklerin yol tutuş seviyeleri farklı olsa bile direksiyon hakimiyetini kaybetmemelidir.

Fren mesafesinin azaltılmasının yanı sıra, ABS fren sisteminin en önemli avantajı, acil

Frenlemeler esnasında direksiyon hakimiyetinin kaybedilmemesidir.(NOT: Aşırı hızın neden olduğu tehlikeler, hiçbir ABS fren sistemi tarafından telafi edilemez.)

SİSTEMİN ANA PARÇALARI

DEVİR SAYICI VERİCİ: Devir sayıcı vericileri tekerleklerin dönme hızlarını ölçerler. Tekerleklerle beraber dönen disklerin dişleri sabit konumlu endüksiyon hissedicilerle alternatif gerilim üretirler. Bu alternatif gerilimler ise sinyal şeklinde elektronik kumanda cihazlarına iletilirler.

- direksiyon hakimiyetini, - optimum şekilde frenlenmesini sağlamaktır. Optimum şekilde frenlemenin anlamı, maksimum yol tutuşunu elde

Devir sensörleri; sürüş hızını, tekerleklerin hızlanmasını, yavaşlamasını ve kaymasını

ölçer.

Sensörlerin çalışması özetle şu şekildedir : Manyetik akış çizgileri, tekerlek ile birlikte dönen bir sinyal dişlisinin sensöre bakan dişlerine doğru yaklaşırlar. Dişin varlığına veya yokluğuna bağlı olarak, katı bir yüzeyden boşluğa geçilmesi manyetik akışta değişikliğe

sebep olur. Bu değişiklik; sensör terminallerinde bir elektromotor kuvveti ve sonuç olarak da elektronik kontrol ünitesi için bir alternatif elektrik sinyali oluşturmaya yeterlidir.

Sensörün dahili elemanları (bobin ve daimi mıknatıs) tamamen koruyucu reçine içine yerleştirilmiş olup, plastik bir muhafaza ile çevrelenmişlerdir. Sensör muhafazasına monte edilen bir burç muhafazayı deformasyona maruz kalmadan bağlar. Sinyallerin doğru olarak elde edilebilmesi için sensörün ucu ile dişli arasındaki mesafe araç kataloğundaki değerlerde olmalıdır.

ELEKTRONİK KUMANDA CİHAZI (ELEKTRONİK BEYİN): Elektronik kumanda cihazı, devir sayısı hissedicilerden sinyalleri alır değerlendirir ve tekerlek fren silindirindeki optimum frenleme için gerekli olan hidrolik basıncı hesaplanır. Kumanda cihazı hesaplanan değeri hidrolik üniteye aktarır.

HİDROLİK ÜNİTE:

Hidrolik ünite manyetik supabı ve iletme pompası elektronik

kumanda cihazı tarafından devreye sokulur. Böylece fren basıncı ihtiyaca göre tutulur,

yükselir, azalır.

SİSTEMİN ÇALIŞMASI:

Bir tekerleğin kilitleme tehlikesi doğar doğmaz bu tekerleğin devir sayısı düşer.

Bunun için elektronik kumanda cihazı hidrolik üniteye ‘Fren hidroliğini çek’ komutunu verir. Bunun üzerine geri iletme pompası fren hidroliğini tekerlek frenleme silindirinden çekerek basınç tutucu üzerinden fren merkez pompası devresine iletir. Fren basıncının ortadan kaldırılması, tekerleğin kilitleme tehlikesini önler. Aynı anda tekerlek tekrar hızlanır. Elektronik kumanda cihazı tekerleğin yeniden kuvvetli bir şekilde frenlenebileceğini tekrar belirler ve hidrolik üniteye ‘fren hidroliğini gönder’ komutunu verir. Böylece manyetik supap üzerinden basınç tekrar yükselir. Ayarlama (düzenleme) süresi yeniden başlar.

Sistemin çalışmasını daha iyi anlayabilmek için kademe kademe incelemek daha iyi olacaktır. ABS fren sistemleri prensipte aynı olmakla beraber pratikte bazı teknik farklılıklar bulanmaktadır. Örnek ABS sistemimiz otomobiller için dizayn edilmiş olan ‘Küçük boyutlu Lucas ABS fren sistemi’ dir.

BOŞ KONUM – NORMAL FRENLEME:

Lucas ABS fren sisteminin diğer ABS fren sistemlerinden farkı her kanal için giriş selenoid valfleri olarak adlandırılan iki valfin yerine ‘akış valfi’ denilen hidrolik bir valf alınmıştır.

Akış valfi sistem çalışmıyor iken ( yani, tekerleklerin dinamik şartları ABS fren sisteminin devreye girmesini gerektirmiyor

Akış valfi sistem çalışmıyor iken ( yani, tekerleklerin dinamik şartları ABS fren sisteminin devreye girmesini gerektirmiyor ise ) regülatör ve diğer hidrolik elemanlar çalışmayacak şekilde dizayn edilmiştir. Bu şartlar altında akış valfi selenoidi (16) elektronik kontrol ünitesi (1) tarafından elektriksel olarak beslenmeyip, kapalıdır ve akış valfi (7) yayın (5) basıncı ile boş konumdadır.

A: Fren silindirindeki basınç

B: Fren kaliperindeki basınç

  • 1. Elektronik kontrol ünitesi

9.

Regülatör

  • 2. Tekerlek devir sensörü

10.

Fren silindiri

  • 3. Fren kaliperi

11.

Servo fren

  • 4. Sinyal dişlisi

12.

Ses önleyici hücre

  • 5. Akış valfi yayı

13.

Ayar pompası

  • 6. Regülatör

14.

Genleşme odası

  • 7. Akış valfi

15.

Ayar pompası motoru

  • 8. Delik

16.

Akış valfi selenoidi

Fren silindiri (10) ile fren kaliperi (3) arasındaki hidrolik akış kesilmediğinden dolayı,

devredeki basınç şekilde gösterildiği gibi direkt olarak fren pedalına uygulanan kuvvet ile orantılıdır.

BASINÇ AZALMA SAFHASI

Frenleme kuvveti arttığında, sonuç olarak tekerleğin hızındaki azalmada artar. Bu durum aracın hızında bir azalmaya sebep olur(tekerleğin kaymasına da sebep olabilir).

Tekerlek ve zemin arasındaki yol tutuşunun azalmasını önlemek için, kaymanın belirli bir değeri geçmemesi gerekir. Aksi takdirde, tekerlek kontrolü kaybedilmeye başlar ve frenleme mesafesi artar.

Bu şartlar altında devir sensörü (2) ; tekerleğin bulunulan yerdeki yol tutuşunu ters yönde etkileyen hız azalma değerlerine erişildiğini bildirir. Bu noktada; elektronik kontrol ünitesi (1) , (8) deliği üzerinden basınçta değişiklik oluşturarak, ilgili akış valfi selenoidini (16) devreye sokar. Basınçtaki değişiklik, akış valfi (7) üzerindeki yay (5) tarafından uygulanan kuvveti arttırarak, aşağıdaki durumların ortaya çıkmasına sebep olar:

  • - fren silindiri (10) ve fren kaliperi (3) arasındaki bağlantıyı keser.

  • - Fren kaliperi (3) ve genleşme odası (14) arasında bir bağlantı oluşturur.

Fazla fren hidroliği (E) fren kaliperinden (3) genleşme odasına (14) doğru ,

regülatörden (6) geçerek akar. Sonuç olarak fren kaliperi basıncında bir azalma görülür. Aynı anda (16) selenoidi akış valfinin (7) açılması ile beslenir. Elektronik kontrol ünitesi (1) ; motoru (15) ve dolayısıyla ayar pompasını (13) çalıştırır ve genleşme odasına (14) dönen fren hidroliği, ses önleyici hücre (12) ve fren silindiri (10) üzerinden fren hidrolik deposuna geri döndürülür.

Selenoid (16) akış valfini (7) açık tuttuğu ve fren silindiri ile fren kaliperi arasında, yani akış valfinin girişi ve çıkışı arasında bir basınç farkı olduğu sürece; fren kaliperi şekilde gösterilen konumda kalır ve regülatör üzerinden sürekli bir akış oluşturur.

Akış valfinin dengelenmesi; sadece delik (8) üzerinden ve yayın (5) etkisi ile ortaya çıkan basınç farkı sebebi ile oluşur ve fren silindirinin veya fren kaliperinin basıncından etkilenmez.

BASINÇ ARTIŞ SAFHASI:

Fren pedalı üzerine sürücü tarafından uygulanan basınç devam etse bile, tekerleğin kayma derecesi kritik değerin altına düşer, yani; tekerleğin kilitlenmesi tehlikesi sona erer. Kontrol ünitesi (1) selenoidin (16) beslemesini keser ve akış valfi (7) kapanır.

Bu şartlar altında, genleşme odası (14) ve valf (16) üzerinden pompa (13) vasıtası ile gerçekleştirilen akış kesilir. Ayrıca fren silindiri ve fren kaliperi arasında basınç farkı değişikliği devam ettiğinden dolayı, akış valfi aynı pozisyonda kalır ve fren kaliperine doğru sabit hacimde bir akış oluşarak basınçta hafif bir artış ortaya çıkar.

Tekerleğin kayma derecesi tekrar kritik değere yaklaşana kadar basınç artar ve tekrar basınç düşmesi safhasına gelinir.

Bu basınç artma ve düşme safhaları, fren kaliperindeki basınç tekerleğin sağlayacak değere ulaşana kadar, saniyede birkaç çevrimlik frekanslar halinde tekrar eder.

Fren kaliperindeki (3) basınç, fren silindiri (10) ile aynı değere ulaştığı zaman

yayın

(5) kuvvetini yenecek hiçbir kuvvet olmadığından dolayı, akış valfi (7) boş konuma döner.

ABS FREN SİSTEMİ BULUNAN ARAÇLARDA DİKKÂT EDİLMESİ GEREKLİ HUSUSLAR:

  • - Elektrikli kaynak makinaları kullanarak kaynak işlemlerine başlamadan önce, elektronik kontrol ünitesi elektriki bağlantısı sökülmelidir.

  • - Elektro-hidrolik kontrol ünitesi sökülürken akünün (-) negatif kutup başı sökülmelidir.

  • - Boyama işleme esnasında unutulmamalıdır ki, elektronik ünite en çok 80C sıcaklığa dayanabilir.

  • - Borular üzerindeki koruyucunun zarar görmemesi ve ABS fren sisteminin çalışması esnasında gürültünün iletilmesini önlemek için tüm boruların gövde ile temas etmemesi sağlanır.

  • - ~ Tüm contalar zarar göreceğinden dolayı, sisteme mineral yağ doldurmayınız. Üretici firma tarafından tavsiye edilen hidrolik yağını kullanınız.

Geleceğin frenleri

Modern teknolojiler sayesinde günümüzde otomobiller kullanıcılarına daha hızlı, daha emniyetli ve daha rahat bir sürüş imkanı sağlıyor. Bu da fren sistemlerinin, aracın en önemli emniyet parçalarından biri olması nedeniyle sürekli iyileştirilmesi ve aracın yüksek teknolojiye erişmiş diğer sistemleriyle aynı teknolojide hizmet vermesini gerektiriyor.

ABS, ASR ve FDR sistemleri arasındaki farklar nelerdir?

ABS Beyni

ABS Beyni

Anti-Blokaj Sistemleri (ABS)

1978 yılında ABS sistemleri Bosch tarafından ilk üretici olarak araçlarda kulanıldı. Günümüzde trafik güvenliği açısından önemli katkılar içermekte ve kritik fren anlarında aracın direksiyon ve sürüş güvenliğini sağlamaktadır.

Anti-Patinaj Sistemleri (ASR)

1987 yılında Bosch ilk üretici olarak ABS sisteminin daha gelişmişi olan ASR sistemini

piyasaya sürmüştür. ASR sistemi ilk kalkışta ve hızlanmada, tahrik tekerleklerinin aşırı dönmesini engelleyerek, aracın güvenli hareketini sağlar. Bu sistemin diğer kısaltılmış adı ingilizce anlamından dolayı ETC (Electronic Traction Control) olarak da bilinir.

Araç Dinamik Kontrolü (FDR)

Her türlü sürüş anında güvenliği sağlamak üzere Bosch 1995 yılında FDR sistemini aktif

sürüş emniyetini sağlamak üzere üretime almıştır. Özellikle virajlarda ve ani yol değişikliklerinde FDR sistemi, yıldırım hızı ile motor, şanzıman ve frene müdahale ederek aracın savrulmasını önler. Bu sistemin diğer kısaltılmış adı ingilizce anlamından dolayı DC (Vehicle Dynamic Control) olarak da bilinir.

FDR sisteminin can noktası olan "devir sensörü" havacılıktan alınmış ve Bosch tarafından otomobiller için modernize edilmiştir. Son yıllarda Bosch bu üç farklı sistemi bir ünitede topladı, bu yeni sistemi ESP (Elektronik Stabilite Sistemi) olarak adlandırdı. Bu sistem sayesinde sürüş güvenliği daha da artırıldı. Bu sistemin diğer bir avantajı da düşük maliyeti

nedeniyle, sadece yüksek sınıf otomobillerde değil bundan böyle orta sınıf araçlarda da standart olarak bulunacak olması.

Konvensiyonel fren ne yapıyor?

EHB Beyni

EHB Beyni

Bosch, fren sistemlerinde yaklaşık bir asırdır kullanılan konvensiyonel yapıya son vermek için çalışmalar yapıyor. Bu yeni sistemler EHB (Elektro Hidrolik Fren Sistemleri) ve EMB (Elektro Mekanik Fren Sistemleri) olarak adlandırılıyor. Bunlar sayesinde gelecekte, elektronik sistemler ve dolayısıyla sadece teller vasıtası ile bir aracı durduracağız. EHB (Elektro Hidrolik Fren Sistemleri), DaimlerChrysler ile birlikte ortak bir proje olarak başlatılmış ilk proje.

Otomobilimizi yavaşlatmak veya durdurmak için fren pedalına basarız. Konvensiyonel fren sistemlerinde fren pedalına uyguladığımız kuvvet, fren pedalı kolunun uzunluğuna göre 3/1 oranında artırılarak servo frene aktarılır. Hidrolik çalışma prensiplerine göre bu kuvvet 50 katı artırılır. Hidrolik fren yağı sayesinde direkt teker frenlerine iletilen bu kuvvet, aracın durması için fren balatalarına baskı yapar.

Elektro Hidrolik frenler ne yapıyor?

EHB sisteminde, fren pedalı bir tel sistemi ile aracın elektronik beynine bağlanır. Pedalın

görevi şüphesiz yine aynı. Aracı durdurmak

Ama bu kez fren pedalına basış hızınız ve

... çokluğunuza göre, sistem ne kadar acil bir fren gereksinimine ihtiyaç olduğunu anlıyor. Elektronik fren beyni bu ve diğer araç bilgilerini birleştirerek her tekere gerekli fren kuvvetini hesaplıyor. Gerekli fren basıncı, merkezi hidrolik ünitesinde oluşturuluyor. Eğer elektrik sisteminde herhangi bir hata ortaya çıkarsa, direkt olarak yedek hidrolik fren ünitesi devreye giriyor.

Günümüzde araç fren pedalına uygulanan mekanik kuvvet, servo fren ve ana merkez üzerinden fren hidroliği sayesinde hidrolik kuvvet olarak tekerlere iletilir ve frenleme gerçekleşir. Geleceğin fren sistemlerinden Elektro-Hidrolik Frenler'de, fren pedalına uygulanan kuvvet, pedal hareketini algılayan bir sensör sayesinde sürekli gözlemlenecek ve buradaki değişiklik elektronik beyin ünitesine iletilecektir.

Burada hemen şu konuyu daha geniş olarak açıklamakta yarar var: yeni sistemde fren ayak pedalına uygulanan kuvvet, sadece fren yapılması gerektiğini sisteme haber veren bir ön uyarı şeklinde olacak.

Başka bir deyişle, günümüz frenlerinde pedal kuvveti direkt olarak fren gücünü oluşturmakta idi, fakat yeni sistemde pedal kuvveti sadece sürücünün aracın frenleme tertibatını harekete geçireceği bir ön işaret olacak.

Elektronik beyine ulaşan bu frenleme bilgisi, araç içerisindeki bir elektro-motorun, beyinden gelen mesajla devreye girmesini, aracın durdurulabilmesi için fren gücünü üretmesini ve yine fren hidroliği vasıtası ile aktarılan güç sayesinde aracın durdurulmasını sağlayacak.

Geleceğin frenlerinde de fren hidroliği kullanılacak, fakat buradaki en büyük fark, fren hidroliğin çalıştığı alanın çok fazla daralacak olması. Günümüzde fren pedalından hemen

sonra tekerlere kadar büyük bir alan içerisinde fren güç iletimini sağlayan fren hidroliği, gelecekte yeni Bosch dizaynı ile sadece elektro-motor ve tekerler arasında güç iletimini gerçekleştirecek. Bu da gelecekte daha güçlü, daha emniyetli ve kontollü frenlemeyi mümkün kılacak.

Konvensiyonel sistemlerle karşılaştırıldığında EHB'nin avantajları nelerdir?

EHB sistemi ağırlığı önemli ölçüde azaltılmış, daha küçük bir montaj alanı gerektiren ve servo fren içermeyen bir sistem. Ek olarak, araca montajı da modüler fren sistem dizaynı sayesinde çok daha kolay.

Her tekerde bulunan fren kuvvet modülasyonu ile kombine olarak çok hızlı çalışması nedeniyle optimum fren mesafesinde ve güvenilir frenleme sağlıyor. Böylece EHB, frenleme esnasında otomatik olarak fren gücünü artırırken, buna paralel olarak frenlemenin doğurduğu fiziksel etkileri de azaltıyor.

EHB, sürücüye yardımcı olan diğer birçok tamamlayıcı sistemle de birlikte çalışabiliyor. Örneğin, acil frenleme esnasında fren kuvvetini çok seri artıran "ileri fren destek sistemleri" veya yokuş aşağı sabit hızda inmeyi sağlayan sistemlerle birlikte çalışabiliyor. ACC (Adaptive Cruise Control) sisteminden başlayarak trafik navigasyon sistemlerine kadar araç üzerindeki diğer tüm sistemlerle bir şebeke sistemi kurarak haberleşebiliyor.

Sürücü için minimum frenleme kuvveti, titreşimsiz ve ayarlanabilir hafif bir fren pedalı duygusu sağlaması ve frenlemenin son derece sesiz gerçekleşmesi sürüş rahatlığını artıran çok önemli bir faktör.

Ayrıca EHB çok daha yüksek emniyet koşulları sağlıyor. Aracın tüm sistemlerinden gelen bilgiyi anlık olarak değerlendiren ve frenleme parametrelerini aracın o anki pozisyonuna, yol şartlarına göre belirleyen bu sistem gerçekten geleceğin araçlarına büyük bir güven sunuyor.

EHB sistemi konvensiyonel fren sistemlerinden sonra kullanılacak birinci jenerasyon fren sistemi. İkinci jenenarsyon ise EMB (Elektro Mekanik Fren Sistemleri). İkisinin arasındaki farklar nelerdir?

Bosch aralıksız olarak EHB ve EMB sistemleri üzerine çalışmalarını sürdürüyor. EMB yine EHB gibi fren pedalının bir tel ile aracın fren elektronik beynine bağlı olduğu ve istenilen frenlemenin derecesini belirlemek için kullanılan bir düzeneğe sahip olan bir sistem. EMB sistemi, her teker düzeneğinde bulunan kaliperlerin (fren beyni) bir elektrik motoru ile entegre edilmesi ile yeni bir boyut kazanıyor. EMB sisteminde tüm frenleme fonksiyonları her tekerde bireysel olarak kontrol edilebiliyor. Ek olarak, bu yeni sistemde mekanik el freninin yerini elektro mekanik park freni alacak.

EMB sisteminin avantajlarını kısaca özetlersek:

Araca kolay montaj imkanı, Park freni için bir fren teline ihtiyacın olmayışı, El fren kolunun olmaması nedeniyle geliştirilmiş araç iç dizaynı, Küçük fren pedalı,

Yüksek kontrol imkanı, ABS, TCS ve ASR gibi sistemlerle entegre çalışma özelliği, Fren hidrolik yağı içermeyen fren sistemi, Hidrolik fren boru ve tüplerine gereksinim olmayışı, Düşük servis maliyetleri, Sürekli sistem parçalarının aşınmasının kontrol edilebilmesi.

EHB sistemi elektronik güç iletiminin yanı sıra, hidrolik güç iletimi için de bir düzeneğe sahiptir. Bunun nedeni; şu anda uygulama çalışmaları halen devam eden bu sistemde herhangi bir elektronik arızanın meydana gelmesi durumunda, günümüz hidrolik fren tertibatının otomatik olarak devreye girmesi ve emniyetin bir kat daha artırılmış olmasıdır.