Anda di halaman 1dari 4

Alî

(Ö. 1115/1703)

Bursalı Belîğ'e göre adı Alican Bey'dir. 1115/ laşılmaktadır.


1703'te ölmüştür. Hakkında fazla bilgi yoktur. Bazı Kaynakça:
mecmualarda (Bkz. Topkapı 1763, Ali Emirî 755, Belîğ, 328; Türk Şairleri, 1/47; Tuhfe, 11/628; A.
868) "Kırımlı Âlî" başlığıyla şiirlerine rastlanan Zihni Soysal, "Âlî", Türk İslâm Ansiklopedisi, 311;
şairin, devrinde oldukça tanınmış olduğu an- TDEA, 1/109.

ŞİİRLER
Sadetdin Nüzhet Ergun, Türk Şairleri
n
I Müfteilün Fâilün
Bâis-i dâğ-ı derûn
Mefâilün Feilâtün Mefâilün Feilün Bir lebi mül lâle-ruh
Ne âl ider bilineydi o gül-izâr bana Eşküm ider la'l~gûn
Terahhum eyler idi andelîb-i zâr bana Bir lebi mül lâle-ruh
O gül yanaklı bana ne kileler eder bilmeydi, inleyen bül- îçteki dağın sebebi içki dudaklı, lâle yanaklıdır. Bir şarap
bül bana acıyıp merhamet ederdi. dudaklı, lâle yanaklı göz yaşımı lâl renkli ediyor.
Gehî girişme vü nâz ü gehî itâb u cefâ Bezme gele avk ide
Neler ider hele görsen o şîvekâr bana Bade içe zevk ide
Meclisi pür-şevk ide
Bazan cilve, naz; hazan cefâ ve azarlama; hele görsen o
nazlı sevgili bana neler eder.
Bir lebi mül lâle-ruh
Felek aceb ruh-ı pür-tâb-ı yâri görmedi mi Bir şarap dudaklı, lâle yanaklı sevgili bezme gelip bizi alı-
Ne arz ider meh ü mihri şeb ü nehâr bana koysun, şarap içip zevk etsin, meclisi şevkle doldursun.
Felek acaba yârin o parlayan ışıklı yüzünü görmedi mi, Mey-keşe subh u mesâ
niye gece gündüz bana ay ve güneşi arz ediyor? İçmemek olmaz reva
Gül ile bülbüli sordum o gonca güldi didi Mey suna lâ-siyemâ
Benüm gibi sana yok sen gibi hezâr bana Bir lebi mül lâle-ruh

Gül ile bülbülü sordum, o goncaya benzeyen sevgili gü- İçki içene, özellikle bir şarap dudaklı, lâle yanaklı sabah
lerek, benim gibi sana yok, senin gibi bülbül bana bin- akşam içki sunarsa, içmemek yakışmaz.
lerce dedi. Âlem-i âb eylese
Serum hünerle eğer hem-ser-i Zuhal olsa Ref-i hicâb eylese
Bu baht-ı nahs ile Âlî ne i'tibâr bana Nûş-ı şarâb eylese
Bir lebi mül lâle-ruh
Ey Alî, eğer başım hünerle dolup Zuhal ile aynı yük-
sekliğe ulaşsa bile bu uğursuz bahtın bana ne itibarı var?
Bir şarap dudaklı, lâle yanaklı utanç perdesini kaldırıp Fikr-i femünle mâşıta-i bâd-ı subh olur
içki meclisi düzenleyip şarap içse. Gülbün-tırâz-ı gonce-i bâğ-ı bahâr-ı nâz

Âlî ile rûz u şeb Sabah rüzgârı, senin ağzının fikriyle naz baharının ba-
Oldı mı bilmem aceb ğandaki goncanın gül fidanının süsleyicisi olur.
Hemçü kadeh leb-be-leb
Bir lebi mül lâle-ruh itmezdi künc-i çeşmini subh u mesâ makar
Bîmâr-hâne olmasa cây-ı karâr-ı nâz
Acaba Âlî ile gece gündüz bir şarap dudaklı, lâle yanaklı
aynı kadehten dudak dudağa içti mi? Naz, mekânı hastahane olmasaydı gece gündüz gö-
zünün köşesinde oturmazdı.
m
Mefâîlün Mefâîlün Feûlün Şehbâz-ı çeşm-i yâr süzüldükte Âliyâ
O mâhın isteyen hüsn-i rızâsın Lâyıkdur olsa murg-ı dil ü cân şikâr-ı nâz
Temenna itmesün mihr ü vefasın
Ey Âlî, yârin gözünün şahbazı süzüldüğünde can ve
O ay gibi sevgilinin rızasını isteyen, muhabbet ve ve- gönül kuşu nazın avı olsa lâyıktır.
fasını temenni etmesin. V

Feilâtün Feilâtün Feilâtün Feilün


Virürse nakd-i cana cana minnet
Meta'-ı buse la'l-i bî-bahâsm Vâmık u Kûhken'e râh-nümûn-ı aşkuz
Rehber-i kâfile-sâlâr-ı cünûn-ı aşkuz
Paha biçilemeyen lal dudağının buse metaını, can pa-
rasına verirse cana minnet. Vâmık ve Kûhken (Ferhat)'e aşk yolunun rehberiyiz.
Aşk delileri kafilesi başkanının rehberiyiz.
Sabâ tahrik idüp zülf-i nigârı
Niçün zincîr-i cünbân-ı belâsın Mün'akis olsa n'ola kalbümüze duhter-i rez
Safvet-i meşreb ile âyine-gûn-ı aşkuz
Sabah rüzgârı, sevgilinin zülfünü tahrik edip niçin belâ
zincirini hareket ettirirsin? Üzüm kızı (şarap) kalbimize aksetse ne olur; meş-
rebimizin temizliğiyle aşk aynası gibiyiz.
Duya gammâz-ı eşkinden dem-â-dem
O hûnî mâcerâ-yı mübtelâsın Nice tâb-âver olur bâr-ı firaka tenümüz
Dest-bürd-i gam ile zâr u zebûn-ı aşkuz
Mübtelâsının macerasını o kan dökücü göz yaşı gam-
mazından sürekli duysun. Vücudumuz ayrılık yüküne nasıl dayanır? Gamın kuv-
vetiyle aşkın perişan olmuş mağlubuyuz.
Makâm-ı Kays'ı seyr itmez mi Âlî
Gören derbend-i aşkm maverasın Nice dem aşk ile rüsvâ-yı cihan olmış iken
Yine âlûde-i âsâr-ı füsûn-ı aşkuz
*
Nice zaman aşk ile cihanın rüsvası olmuş iken yine aşk
Aşk sınırının ilerisini gören Âlî, Kays 'in makamını sey büyüsünün eserlerine bulanmışız.
retmez mi?
IV Âliyâ künc-i debistân-ı muhabbetde bugün
Mef'ûlü Fâüâtü Mefâîlü Fâilün Kays ile hem-sebak-ı ders-i fünûn-ı aşkuz

Ümmîd-i pây-bûsun iden hâksâruna Ey Âlî, bugün muhabbet okulunun köşesinde Kays ile
Tâ key tegâfül ey şeh-i eşheb-süvâr-ı nâz aşk ilmi dersini beraber okuyoruz.

Ey nazın kır atına binen şah, ayağını öpmeyi ümit ede


rek yolunda toprak olanları ne zamana kadar görmezden
geleceksin?