Anda di halaman 1dari 15

“Salik-i Xrah-

Cha
hakikat a ka eyler iktida.” « HRAMCIZÂDE HACI SM... http://ismailhakkialtuntas.com/2010/10/07/“salik-i-rah-i-hakikat-aska-e...
X Cha
F- ng F- ng
PD e PD e

!
W

W
O

O
N

N
y

y
bu

bu
Ana Sayfa > ilahi > “Salik-i rah- hakikat a ka eyler iktida.”
to

to
k

k
lic

lic
ht

ht
m

m
C

C
co

co
tp

tp
:// ://
ww d. ww d.
w.g uth ca w.g uth ca

“Salik-i rah- hakikat a ka eyler iktida.”


07 Ekim 2010 ismailhakkialtuntas Yorum yap n Yorumlara git

Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün

1] ]

“Salik-i rah- hakikat a ka eyler iktida.” [2]

Cümle e yaya birer hâlet konulmu tur müdâm,


Birbirinden baz nak s baz n isti’dad tam.
Me reb-i alâ olan ne ’e nedir hâs l kelâm,
“A kt r ol ne ’e-i kâmil kim andand r müdâm.

Meyde te vir-i hararet neyde te’sir-i sada.” [3]

Gül en-i vahdet çü kalb-i emr-i râm- a kt r,


Lezzet-i vuslat heman ancak merâm- a kt r.
Terk-i kevneyn eyleyen mest-i müdâm- a kt r,
“Vadi-i hayret hakikatta makam- a kt r.

Çün mü ahhas olmaz ol vadide sultandan geda.”

Arifin a k- ilâhîden ye olmaz hemdemi,


Nu edip sahba-y zat can olur her bir demi.
Mazhar ana ayn-i zâhir görünür gider gam ,
“Eylemez halvet saray s rr- vahdet mahremi.

ma’ ukdan, ma’ uku a ktan cüda.”

Ehl-i Hakk olmak dilersen zerk-i taat terkin et,


çini saf eyleyigör var k yafet terkin et.
Pend-i gu eyle basiretle sefahet terkin et,
“Ey ki ehl-i a ka söylersen melâmet terkin et.

Söyle kim mümkün müdür ta yir takdir-i Hüdâ.”

Varl n mahvetmek oldu ayin-i erkân sad ka,


Kalbini yakmak gerek an n demadem bârika.
k oldur gitmeye her dem ba ndan saika,
“A k kilki çekti hat levh vücud-i a ka.

Kim ola sabit Hakk isbat nda nefyi mâada.”

Ey Niyazi ibtidas z zevk buldun a ktan,

1 -> 15 08.11.2010 13:56


“Salik-i Xrah-
Cha
hakikat a ka eyler iktida.” « HRAMCIZÂDE HACI SM... http://ismailhakkialtuntas.com/2010/10/07/“salik-i-rah-i-hakikat-aska-e...
X Cha
F- ng F- ng
PD e PD e

!
W

W
O

O
N

N
y

y
bu

bu
Yârin isbat nda (La) s z zevk buldun a ktan.
to

to
k

k
lic

lic
ht

ht
m

m
C

C
co

co
tp

tp
:// ://
ww Daim-ü
w.g uth ca
d. bâki fenas z zevk buldun a ktan, ww
w.g uth ca
d.

“Ey Fuzuli intihâs z zevk buldun a ktan.

Böyledir her i ki Hakk ad yla ola ibtidâ.”

Rahman’a ula ran yollar nefesler say ncad r.

Allah Teâlâ’ya ula ran yollar nefesler say nca oldu u me hur bir sözdür.

Hazreti Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve selleme daima, iman nedir? diye sorarlard . O da soran n haline
göre cevaplar verirdi ki ona lay k bir cevap olsun. Bir defas nda

“Müslüman, elinden ve dilinden, Müslüman n güvende oldu u kimsedir” buyururlar. Di er bir


defas nda,

“Namaz k lan, zekât veren kimsedir”, cevab verirlerdi. Biz de bir çare bulal m, çaresiz de iliz.
[4]
Âlemin çaresini biz bulal m. Bir Elifin ne oldu unu bilsen bütün Kur´ân- Kerim’i biliyorsun demektir.

Bu durumun gerçek oldu u Psikiyatri aç ndan da geçerlidir. Onun için çok olan yollar n mür idlerinin
bulunma gereklili i kaç lmazd r.

rvin D. Yalom, psikiyatr olarak bütün hastalar na, hikâyeleri ortaya ç kt kça bir nl k duygusuyla
yakla . Her hastan n benzersiz bir hikâyesi oldu una, bu yüzden hepsi için farkl bir tedavi uygulamak
gerekti ine inand . Bu tutumu, y llar geçtikçe onu bugün ekonomik güçler taraf ndan farkl yönlere çekilen
profesyonel psikiyatriden, semptomlara dayal tan ve herkes için tek tip, k sa süreli tedaviden
uzakla rd .[5]

er ruhânî hayat n terbiyesi kitaplar sayesinde olabilece i muhakkak olsa idi Allah Teâlâ nebilerini
göndermeyip kitaplar ile yetinirdi. Buradan Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem Efendimizin hayat n
her an nda bize gerekli oldu u da aç a ç kmaktad r.

Bütün hakikat erenlerindeki kadim[6] güzellikleri hevalar [7] iledir.

Yarat n güzelli i nefse yard mc olur. Bu yolda Allah Teâlâ’n n kullar için bu ekildeki muratlar tayin
etmek mümkün de ildir. Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem için

üphesiz sen büyük bir ahlaka sahipsindir.” [8] buyurulmas yarat yönünden mükemmelli ine
arettir. Burada u soru akla gelirse

“Peki, niçin, Allah Teâlâ bu imkân her kulu için murat etmedi?”

2 -> 15 08.11.2010 13:56


“Salik-i Xrah-
Cha
hakikat a ka eyler iktida.” « HRAMCIZÂDE HACI SM... http://ismailhakkialtuntas.com/2010/10/07/“salik-i-rah-i-hakikat-aska-e...
X Cha
F- ng F- ng
PD e PD e

!
W

W
O

O
N

N
y “Peki, niçin, Allah Teâlâ bu imkân her kulu için murat etmedi?”

y
bu

bu
to

to
k

k
lic

lic
ht

ht
m

m
C

C
co

co
tp

tp
:// ://
ww d. w d.
Allah Teâlâ mahlûkat yarat rken olmas gerekeni me iyyet dairesinde en güzel ekilde ve noksans wzw . g u t h c a
w.g uth ca

yaratm r. E er bir noksanl k var gibi görünüyorsa o Allah Teâlâ’n n dilemesi yan nda o mahlûk için
olabilirli in en yüksek seviyesidir. Hz. Mevlâna kaddese’llâhü s rrahu’l-aziz buyuruyor ki:

er sen kötülükler de ondand r dersen öyledir, ama bundan onun kemaline noksan m gelir ki?

Bu kötülük ihsan da onun kemalindendir. Dinle ulu ki i, sana bir misal getireyim:

Meselâ ressam iki türlü resim yapar:

Güzellerin resimleriyle, çirkin resimleri.

Yusuf’un, yarat güzel hurinin resmini de yapar, ifritlerin, çirkin iblislerin resmini de. ki türlü
resim de onun üstatl n eseridir.

Bu, ressam n çirkinli ine delil olamaz, bilâkis üstatl na delildir.

Çirkini gayet çirkin olarak yapar, o derecede ki bütün çirkinlikler, onun etraf nda döner, örülür. Bu
suretle de bilgisindeki kemal meydana gelir, üstatl inkâr eden rüsvay olur. E er çirkinin resmini
yapmay bilmezse ressam, nâk st r. te bu yüzden Tanr hem kâfirin yarat r, hem müminin. Bu
yüzden küfür de Tanr ’l na ahittir, iman da. kisi de ona secde eder. Fakat bil ki müminin secdesi
dileyerektir. Çünkü mümin, Tanr r zas arar, maksad onun r zas almakt r.

Kâfir de istemeyerek Tanr ’ya tapar, ama onun maksad ba kad r.


Padi ah n kalesini yapar, ama beylik dâvas ndad r. Kale, onun mal olsun diye isyan eder, fakat
nihayet kale, padi ah n eline geçer. Müminse o kaleyi padi ah için tamir eder, makam sahibi, mevki
sahibi olmak için de il. Çirkin, “ Ey çirkini de yaratan padi ah, sen güzeli de yaratmaya kadirsin,
çirkini de” der.

Güzel de “ Ey güzellik padi ah , beni bütün ay plardan ar tt n” der.

Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellemin nasihat etmesi ve hastaya dua ö retmesi. Rasûlüllah, o
hastaya dedi ki:

“ Sen, unu söyle; Tanr , sen bize güçlükleri kolayla r. Dünya yurdunda bize iyilik ver, ahiret
yurdunda da. Yolumuzu gül bahçesi gibi lâtif bir hale getir, ey Yüce Tanr , kona z zaten sensin.” [9]

Mustafa ile akl- selim tabii olur.

Ak l ile Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellemin beraber zikredilmesi eriat makam n ak l ile sorumlu
tutulmas ndand r.

“Akl” ba lamak kökünden gelen bir kelimedir. Anlamak ve idrak etmek, dü ünme ve muhakeme etme ve
do ruyu bularak onu sa lam bir yere ba lamak anlam na gelmektedir. Ak l e yay oldu u gibi anlama ve
anlamland rma, güzel ve çirkini ayr t edebilme, do ruyu ve yanl kavrama kabiliyetidir.

Akl- selim, ise hüküm ve kararlarda iki hay rdan daha iyi olan hayr , iki erden ehven-i erri
bilebilme özelli idir ve kâmil akla verilen isimdir. Buna “sa duyu” demek de mümkündür. Allah
Teâlâ buyurdu ki;

“Yüzünü Allah’ n f trat üzere yaratt hak ve hanif dini olan tevhide ve slam’a yönelt. Ki Allah
insan bu f trat üzere yaratm r. Allah’ n kadim kanunu olan yarat nda bir de im söz konusu

3 -> 15 08.11.2010 13:56


“Salik-i Xrah-
Cha
hakikat a ka eyler iktida.” « HRAMCIZÂDE HACI SM... http://ismailhakkialtuntas.com/2010/10/07/“salik-i-rah-i-hakikat-aska-e...
X Cha
F- ng F- ng
PD e PD e

!
W

W
O

O
N

N
y insan bu f trat üzere yaratm r. Allah’ n kadim kanunu olan yarat nda bir de im söz konusu

y
bu

bu
to

to
k

k
lic

lic
ht

ht
m

m
olamaz. Do ru, sabit ve hak din ve yol budur. Ama ne var ki insanlar n ço u bunu bilemezler” [10] :// w w
C

C
co

co
tp

tp
:// .
ww ad d.
w.g uth c w.g uth ca

Akl- selim, “yarat ta Allah’ n insan kalbine koydu u ilahî hakikatleri ve gerçe i kabul etmeye
yatk n olan kabiliyet” anlam ndad r.

Hüdâ yolu a k ate ini â klara yakt .

Allah Teâlâ kendine kavu ma yolununun evk ve i tiyak â klar na tatt rd . Çünkü a n hallerinde
eriata muhalif hallerin bulunmaktad r. Bu haller â k için ho görülürken di er insanlar bu hallerinden
dolay sorumlu olurlar.

“Salik-i rah- hakikat a ka eyler iktida.”

“Hakikat yolunun saliki a k yoluna uyar.”

“Hakiki â n a k yurduna ad m att ilk yer, zahitlerin ve âbitlerin gelebildikleri son yerdir.”
Denilmi tir. Hakikate ula mak isteyen a k yoluna ra p olmal r. A k, ebediyeti arayan ruhun, dünyevî
aldanmalardan kurtularak derunî girdaba dü mesidir. A k yolu hakikate ula mada di er yollardan k sad r.
Bunu k sal u sebeple anlar z ki; â k hakikat yolunda bir anda uzun mesafeleri a hâlde dönü ünü
murad edince ald mesafede ayn masal kahramanlar n da y llarca süren yolculuklar n, bir arpa
boyunu geçmemesi gibidir. Geçen zaman n uzunlu unun aksine, al nan yolun k sal hatta hiçli i, a n
yolculu unun zahire uygun olmamas ndand r.

Niyâzî-i M srî hakikate ula mak isteyene a k yolunu tarif etmesi bundand r.

Cümle e yaya birer hâlet konulmu tur müdâm,


Bütün e yaya birer de meyen bir hal konulmu tur,

yan n asl için dört unsur bahsedilir. Ate su hava toprak. Bu unsurlardan biri e yada bask n olursa o
özellik kendini daha çok gösterir.

nsan ruhu “Ben Adem’in yarat tamamlad m zaman ona rûhumdan üfürdüm.” [11] ayet-i
kerimesinin ifadesine göre ilahî men elidir. nsan ruhu ten kafesine girdikten sonra maddî ve zulmanî bir
hicab ile perdelenmi tir. nsan n hamurunda “anas r- erbaa” denilen toprak, su, hava ve ate ten olu an
dört unsur vard r. Bunlardan toprakla su, zulmanî özelli e sahiptir. Et ve kemikten meydana gelen insan
vücüdunun temel unsuru toprak ve sudur. Bu yüzden tasavvufta zulmanî hicab say lan bedenin ve bedenî
ihtiyaçlar n riyazat ve mücahede ile inceltilmesi gerekir.

Bu dört unsur ameller cihetinde de tecelli eder.

ahs- ruhu te kil eden dört unsur, ruhun tecell-i ef´ale nisbetle kalbden iktibâs etti i anâs maneviyedir.
Yani toprak mukabilinde olan namaz yemek gibidir. Hava mukabilinde olan hac ile ate mukabilinde olan
zekât ile fi sebîlillah verilen bir malda bir kesme maneviye vard r. Su mukabilinde olan oruçtur. Zira
savmda bir nevi hayat vard r. te bu anas r- maneviye-i mesrûde ile ruh kendisine bir vücut-u mektebe-i
maneviye yani vücud-u imâni te kil eder. Nitekim Cenâb- Hakk brahim aleyhisselâma “öyle ise dört
tane ku yakala, onlar yan na al. Sonra kesip parçala her da n ba na onlardan bir parça koy.
Sonrada onlar kendine ça r ko arak sana gelirler Bil ki Allah azizdir, hâkimdir,”[12] buyurdular.
Yani Dört da , hakikatte olan kalp, ruh, s r, hafi üzerine dört unsur vaz olunarak mecmû-u ruhun
tasarrufuna mut ´ve munkad olup da ruha muracaat ettikleri ve ruh vücud unsuru te kil etti i gibi kalpden
iktibas etti i anas r- erbaa- maneviye-i ilede vücud muktesibe-i maneviye-i tesis eder. Ve bu beyanda
ruha ibrahimî itlâkiyet münâsib olur. [13]

Birbirinden baz nak s baz n isti’dad tam.

4 -> 15 08.11.2010 13:56


“Salik-i Xrah-
Cha
hakikat a ka eyler iktida.” « HRAMCIZÂDE HACI SM... http://ismailhakkialtuntas.com/2010/10/07/“salik-i-rah-i-hakikat-aska-e...
X Cha
F- ng F- ng
PD e PD e

!
W

W
O

O
N

N
y

y
bu

bu
Birbirinden baz nak s baz n isti’dad tam.
to

to
k

k
lic

lic
ht

ht
m

m
Birbirinden kimi noksan kimininin kaabiliyeti tam.
C

C
co

co
tp

tp
:// . ://
ww ad ww d.
w.g u thc w.g uth ca

Ey Hakk talipleri bilin ki, yukar da anlat lan mür id-i kâmillerin d nda kalan ve eyh denilen ki iler, er’-i
erifi ö reten, ilme’l-yakîn sahibi zühd ve takva eyhleridir. Bunlar aras nda da yalan söyleyip “biz falan
sultân n ve filân efendinin tarîkatindeniz. Yetki ve seyr ü sülük bizdedir” diyerek, kendilerinin bu yolun
ehli oldu unu söyleyenler, o göçmü azizlere ve ilimlerine bühtan ederler. Kur an’da bu gibi yalanc
eyhler için “Yalanlayanlar n vay haline!” [14]denmektedir.

Bilinmelidir ki, insân- kâmiller, kendilerine uymayan ki ileri, tarîkat sülûkundan, ayne’l yakîn ve
hakke’l-yakîn bilgilerden mahrum b rak rlar. Sonra bu yoldan sapanlar, o hakîkat ehlinin seyr ü
suluklar na, vahdetlerine, tecellîlerine, tesellilerine, mukâlemelerine, mü ahedelerine inkâra dü erler. “Bu
manâlar olsa, bizim eyhimizde de olurdu.” derler. Kâmillerden duyulmu tur ki, yetmi bin eyh, müridiyle
dergâha yüzü kara var p mes’ûl ve muazzeb olup cehenneme gireceklerdir. Cenâb- Hak bizleri, mâyeli bir
mür id-i kâmile hizmet etmeyen o gibi ki ilerden korusun.

Bu gibi sahte eyhler, mücâhid olup sülük etmemi tir. Bütün gaye ve gayretleri, mâl ve mülk edinmek,
nâm ve riyaset içindir. Vaizler gibi halka nasihat ederek mür id-i kâmilim diye geçinirler. Mür id-i kâmile
ermeden, ayne’l-yakîn ile seyr ü sülük etmeden, yedi dâirede nefsin yedi ba mücâhede ve gaza ederek
kesmeden, ayne’l-yakîn ile görülen terkiplerin enfüsî tabirlerini bilmeden hilâfete gelinmez. Ve yine,
tarîkatin tekmilinde, beyne’n-nevm ve’l-yakaza yani, uyur uyan k bir hâlde iken, Hakk’ n emriyle, Habib-i
Ekrem sallallâhü aleyhi ve sellem yüzünden tarîkatten ir âd seccadesi üzere hilâfet verilmeyen ki i
“tarîkat ve seyr ü sülük ehliyim” diye dava k larsa, hem zâll hem muzilldir. Bu ki ilerden gafil
olunmamal r. Hz. Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem, “amelsiz ilim vebaldir ve ilimsiz amel
dalâldir.” demi tir. Her ilim ehlinden görülmek laz md r ki, azmaya.

Buna göre eyhlerde bir vebal vard r. Bunlardan, ehl-i insaf ve ehl-i takva olanlar, müridlerine, “karde ler,
biz sizi er’-i erif yüzünden, ilme’l-yakînden, amel, zühd ve takva ile buraya kadar sülük ettirdik. Ancak,
bundan sonra ayne’l-yakînden seyr ü sülük ile hakikate yol isteyeniniz varsa, gidip bir mür id-i hakikî
bulsun, âlem bo de ildir. Bizden yana k skançl k söz konusu olamaz, Biz ömrümüzü ilme sarf etdik.
Seyr ü sülûku ve bât nî ir âd yolunu ehlinden görmedik.” demelidir. Bu gibi ki iler, ancak bu sözleri
söylerlerse vebalden kurtulurlar.

Ey Hak talibi olan â klar, e er hakîkate ula mak istiyorsan z, mutlaka bir mür id-i kâmil bulmal ve ona
teslim olmal z. nsan ancak bir kâmil eren yedi deryadan geçirip darb- tevhîd ile yuyup ar tabilir. Zira
darbî tevhîd, usûldendir. Kudret topudur. Nefs-i hannâs, nefs-i emmâre, her türlü kötü ahlâk, akl- maa ve
nefs-i maa n kuvveleri ve tahsilleri darbî tevhîdin ve esman n ate iyle yok olur. Nefs bu zikir lokma yla
slah olur. Nefs-i hannâs tevhidi kabul edip mü’min olur. Akl- maa , akl- maada; nefs-i maa , nefs-i
maada dönü ür. Darb- tevhîdin kemâli budur. Bu usûl nebilerden kalm r; san’at- nebevî ve san’at-
evliyad r. Ne var ki, baz noksan ak ll lar, darb- tevhîde ve darbî Hû zikrine dahi edip kar ç karlar. Bu tür
insanlar nefsî davran p, “Allah sa r m r sessiz zikredince i itmez mi?” derler. O gibi inkârc lara cevap
budur:

“Evet, Cenâb- Hak, semî’dir, Basîr’dir, Alîm’dir, Habîr’dir, Allame’l-guyûb pâdi ah’d r. Zât
zikretme i gönlümüze gelmeksizin bilir. Ancak, bizim nefsimiz, hannâs z, akl- maa z ve nefs-i
maa z sa r, kör ve câhildir. Zikri, onlara i ittirelim, onlar n gözünü açal m, onlara Hakk n emrini
bildirelim diye, candan, yüksek sesle ve iki yana sal narak kalb üzere hareketle yapar z. Ayr ca,
insanlar n kalbi dünya ve mâsivâ fikriyle kararm ve peki mi tir. Adeta, ta a veya demire dönmü tür.
Darb- tevhîd, kalbin pas siler. Ta ve demir gibi kalbleri yumu at r. Zikri kabul eder.”[15]

Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdu ki;

“Ümmetim hakk nda sapt önderlerden korkar m.” [16]

“Âhir zamanda birtak m insanlar ç kacak, dini dünyaya alet edecekler ve insanlara yumu ak
görünmek için kuzu derilerine bürünecekler. Onlar n dilleri sekerden tatl kalpleri ise kurt gibidir.”

5 -> 15 08.11.2010 13:56


“Salik-i Xrah-
Cha
hakikat a ka eyler iktida.” « HRAMCIZÂDE HACI SM... http://ismailhakkialtuntas.com/2010/10/07/“salik-i-rah-i-hakikat-aska-e...
X Cha
F- ng F- ng
PD e PD e

!
W

W
O

O
N

N
y

y
bu

bu
to

to
k

k
Allah Teâlâ öyle buyuruyor:
lic

lic
ht

ht
m

m
C

C
co

co
tp

tp
:// ://
ww d. ww d.
w.g uth ca w.g uth ca

“Onlar benim hilmime mi aldan yorlar, yoksa bana kars cüretkarl k m ediyorlar. Kendi ad ma yemin
ediyorum ki; onlara kendilerinden öyle bir fitne gönderece im ki içlerinden hâlim olan bile hayrete
dü ürecektir.” [17]

Me reb-i alâ olan ne ’e nedir hâs l kelâm,


Yüksek me reb olan gönülde son söz nedir,

Niyâzî-i M srî en yüksek yarat nedir diye soruyor. Bunun cevab gelen m srada “a k” olarak
aç kl yor.

“A kt r ol, ne ’e-i kâmil kim andand r müdâm.

“A k gönlün kâmil halidir, devam da ondand r.

Meyde te vir-i[18] hararet ney’de te’sir-i sada.

çkide gizli bir ate , ney’de etkili ses.

Mevlâna kaddese’llâhü s rrahu’l-aziz mesnevisinde.


[19]
“A k ate idir ki neyin içine dü mü tür, a k co kunlu udur ki arab n içine dü mü tür.”

Rivayete göre Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem ilâhi a k s rr Hz. Ali kerremallâhü vecheye
söylemi . Bu s rr n yükü alt nda ezilen Hz. Ali kerremallâhü veche gidip Medine d nda kör bir kuyuya bu
rr anlatm . Kör kuyu bu s rla köpürüp co mu ve ta r. Su her yeri kaplay nca kenarlar nda kam lar
yeti mi .

Oralardaki bir çoban bu kam lardan birini kesip muhtelif yerlerinden delerek üflemeye ba lam . Ç kan
ses kalplere co ku ve heyecan verip lahi s rr anlat r olmu . Her mecliste her cemiyette a layan, inleyen
ney iyilerin de kötülerin de dostu olmu . Herkes kendisinden bir eyler bulmu neyde.

Müzik[20]

Milleti meydana getiren kültür unsurlar ifade ettik; ama kültürün üç çekirde i diyebilece imiz dil, din,
müzik üzerinde özel olarak durmak gerekir. Dil ve din fazlaca vurguland için bunlar bilinen unsurlard r.
Müzik de estetik de erlerin, ki i-toplum-tarih bütünle me çizgisinde, çok önemli bir yere sahip, duyguyu
en fazla ahsîle tiren ve ahsiyetle tiren, millî-le tiren bir karaktere sahip, kolay ifade edilen, dil ve din gibi
her yerde beraberimizde ta nabilen bir kültür unsurudur. Asl nda bütün kültür unsurlar dilde
toplanm lard r. Dile yans mayan kültürün ya amas mümkün de ildir. Müzik de böyledir. Müzi in dili
notalarla seslendirilir. Bu sesler ruha g da verir. Müzik insan n duygu ve dü üncelerinin, inançlar n ru-
hunda seslendirilmi halidir. Ruh bu sese kulak verir; co ar, üzülür, sevinir, duygulan r. Sokrates,
hocas ndan ö rendi i u bilgiyi bize aktar r: “Bir toplumu de tirmek istiyorsan z, müzi ini de tiriniz.”
Gerçekten tarihî tecrübe de bunu göstermektedir.[21]

Müzik, eski zamanlardan beri insanlar üzerinde önemli bir yer i gal etmi tir. nsanlar üzüntülerini,
sevinçlerini, kahramanl klar , heyecanlar , sevgilerini, vb ço unlukla müzik sanat kullanarak ifade
etmeye çal lard r.

6 -> 15 08.11.2010 13:56


“Salik-i Xrah-
Cha
hakikat a ka eyler iktida.” « HRAMCIZÂDE HACI SM... http://ismailhakkialtuntas.com/2010/10/07/“salik-i-rah-i-hakikat-aska-e...
X Cha
F- ng F- ng
PD e PD e

!
W

W
O

O
N

N
y

y
etmeye çal lard r.
bu

bu
to

to
k

k
lic

lic
ht

ht
m

m
C

C
co

co
tp

tp
:// ://
ww d. ww ad
.
w.g uth ca
Müzik insanlar bir hipnoz hali olu turarak etkilemi ve kitlelere zaman zaman yön vermi tir. Özelliklew . g u t h c
müzik, duygular yo unla ran bir özelli e sahip oldu undan, pek çok medeniyetlerde dini duygular n
güçlenmesinde, hastal klar n tedavisinde oldukça yayg n bir yöntem olarak kullan lm r.

slam Medeniyeti tarihinde özelikle tasavvuf ekolü mensuplar (sufiler) müzikle u ra , kullanm ve
savunmu lard r. Sufiler, akli ve asabi hastal klar n müzik ile tedavi edildi inden bahsetmi lerdir.

Bu dönemde ya am büyük Türk- slam âlimleri ve hekimleri Zekeriya Er-Razi (854-932), Farabi
(870-950) ve bn Sina (980-1037) müzikle tedavinin bilhassa müzi in psi ik hastal klar n tedavisinde ilmi
esaslar kurmu lard r.

Farabi, “Musiki-ul-kebir” adl eserinde müzi in fizik ve astronomi ile olan ili kisini aç klamaya çal r.

Türk Müzi i makamlar n ruha olan etkileri Farabi’ye göre öyle s fland lm r:

1. Rast makam : nsana sefa (ne e-huzur) verir.

2. Rehavi makam : nsana beka (sonsuzluk fikri) verir.

3. Kuçek makam : nsana hüzün ve elem verir.

4. Büzürk makam : nsana havf (korku) verir.

5. Isfahan makam : nsana hareket kabiliyeti, güven hissi verir.

6. Neva makam : nsana lezzet ve ferahl k verir.

7. U ak makam : nsana gülme hissi verir.

8. Zirgüle makam : nsana uyku verir.

9. Saba makam : nsana cesaret, kuvvet verir.

10. Buselik makam : nsana kuvvet verir.

11. Hüseyni makam : nsana sükûnet, rahatl k verir.

12. Hicaz makam : nsana tevazu (alçak gönüllülük) verir.

Farabi Türk müzi i makamlar n zamana göre psikolojik etkilerini de u ekilde göstermi tir:

1. Rehavi makam : yalanc sabah vaktinde etkili

2. Hüseyni makam : sabahleyin etkili

3. Rast makam : güne iki m zrak boyu etkili

4. Buselik makam : ku luk vaktinde etkili

5. Zirgüle makam : ö leye do ru etkili

6. U ak makam : ö le vakti etkili

7. Hicaz makam : ikindi vakti etkili

7 -> 15 08.11.2010 13:56


“Salik-i Xrah-
Cha
hakikat a ka eyler iktida.” « HRAMCIZÂDE HACI SM... http://ismailhakkialtuntas.com/2010/10/07/“salik-i-rah-i-hakikat-aska-e...
X Cha
F- ng F- ng
PD e PD e

!
W

W
O

O
N

N
y

y
bu

bu
7. Hicaz makam : ikindi vakti etkili
to

to
k

k
lic

lic
ht

ht
m

m
C

C
co

co
tp

tp
:// ://
ww d. ww d.
w.g uth ca w.g uth ca
8. Irak makam : ak amüstü etkili

9. Isfahan makam : gün batarken etkili

10. Neva makam : ak am vakti etkili

11. Büzürk makam : yats dan sonra etkili

12. Zirefkend makam : uyku zaman etkilidir.

Büyük slam bilgini ve filozoflar ndan bn Sina (980-1037) Farabi’nin eserlerinden çok yararland ve
hatta musikiyi de ondan ö renerek t p mesle inde uygulad ifade etmi ve öyle demi tir:

“Tedavinin en iyi yollar ndan, en etkililerinden biri hastan n aklî ve ruhî güçlerini art rmak, ona
hastal kla daha iyi mücadele etmek için cesaret vermek, hastan n çevresi sevimli, ho a gider hale
getirmek ona en iyi musikiyi dinletmek ve onu sevdi i insanlarla bir araya getirmektir.”

bn Sina’ya göre “ses” varl z için zaruridir. Ahenkli bir düzen içersinde, belirli bir ekilde ayarlanm
olan sesler, insan ruhu üzerinde çok derin tesirler yapar. Sesin etkisi insan sanat ile zenginle tirilir.

Yine bn Sina’ya göre, ses tonu de iklikleri insan n ruh hallerini belirtir. Müzik bestelerini bize ho
gösteren i itme gücümüz de il, o besteden çe itli telkinler ç karan idrak yetene imizdir. Bunun için
seslerin düzenli olarak birbirine ahengi, besteleri, ahenkli vuru lar n düzenli ve kaideye uygun olu lar ,
insan derinden derine cezp eder.

bn Sina’n n me hur eseri “El Kanun fi’t-t bbi” adl eserini tercüme eden Tokatl Mustafa Efendinin
talebesi Hekimba Gevrekzade Hasan Efendi (18.yy) yazd eserinde bn Sina’n n eserinden çok
faydaland ifade etmi tir. Hekimba , Gevrekzade Hasan Efendi “Emraz- Ruhaniyeyi Negama-
Musikiye” adl eserinde, çocuk hastal klar na hangi makam n iyi geldi ini öyle bahsetmi tir:

Irak Makam : Çocuktaki menenjit hastal na faydal r.

Isfahan Makam : Zekâ, zihin aç kl verir ve so uk alg nl ve ate li hastal klardan korur.

Zirefkend Makam : Felç ve s rt a na iyi gelir, kuvvet hissi verir.

Rehavi Makam : Tüm ba a lar na, burun kanamas na, a z çarp kl na, felç ve balgam hastal klar na
iyi gelir.

Büzürk Makam : Beyin, kulunç a lar na iyi gelir, kuvvetsizli i ortadan kald r.

Zirgüle Makam : Kalp, beyin hastal , menenjit, mide harareti, karaci er ate ine iyi gelir.

Hicaz Makam : drar yolu hastal klar na iyi gelir.

Buselik Makam : Kalça, ba a ve göz hastal klar na iyi gelir.

ak Makam : Ayak a lar ve uykusuzlu a iyi gelir.

Hüseyni Makam : Karaci er, kalp hastal klar na, nöbet, gizli hummalara iyi gelir.

Neva Makam : Blu ça na ula çocu a, kalça a na, gönül sevincine iyi gelir diye ifade etmi tir.

8 -> 15 08.11.2010 13:56


“Salik-i Xrah-
Cha
hakikat a ka eyler iktida.” « HRAMCIZÂDE HACI SM... http://ismailhakkialtuntas.com/2010/10/07/“salik-i-rah-i-hakikat-aska-e...
X Cha
F- ng F- ng
PD e PD e

!
W

W
O

O
N

N
y

y
bu

bu
to

to
k

k
Enderun hastanesinde, çocuk ya taki talebelerin müzikle tedavi edildi ini, 1675 de Baron Topkap
lic

lic
ht

ht
m

m
C

C
co

co
tp

tp
:// ://
ww d. ww d.
w.g uth ca w.g uth ca
Saray tarif etti i eserinde belirtmi tir. Musiki üstad Safüyiddin günün belli vakitlerinde rastgele
makamlar n icra edilmeyece ini, bu vakitlerde belli makamlar n icra edilmesinin insan ruhunu
dinlendirece ini, insan huzura kavu turaca öyle ifade etmi tir:

1. Rehavi makam , fecirden önce

2. Hüseyni makam , tan yerinin a ard zaman

3. Rast makam , ku luk vaktinde

4. Zirgüle makam , ö le vaktinde

5. Hicaz makam namaz aras nda

6. Irak makam ikindi vaktinde

7. Isfahan makam , gün batarken

8. Neva makam , ak am vaktinde

9. Büzürk makam , yats

10. Zirefkend makam , uyku vaktinde

Her nekadar günün belli vakitlerinden, belli makamlar ndan söz edilmi se de, ayr ca günün yirmi dört
saatinin dörde bölerek, bu zamanlarda hangi makamlar n okunup, dinlenece i de ara lm r. Ayr ca
makamlar n hangi uluslara ne etkisi yapt , astrolojiyle ba lant da baz hekimlerce ara lm ve
incelenmi tir.

Makam ve fas llar n çe itli uluslar üzerindeki etkileri oldu unu kabul eden eski Türk hekimlerine göre:

1. Hüseyni makam Araplara

2. Irak makam Acemlere

3. U ak makam Türklere

4. Buselik makam Rumlara daha çok dinletilmi tir

Duygusal olarak makamlar n insan üzerindeki tesirleri hekimlerce öyle aç klan r:

1. Irak makam insana tat ve çe ni

2. Zirgüle makam uyku

3. Rehavi makam a lama

4. Hüseyni makam güzellik

5. Hicaz makam alçak gönüllülük

6. Neva makam yi itlik

9 -> 15 08.11.2010 13:56


“Salik-i Xrah-
Cha
hakikat a ka eyler iktida.” « HRAMCIZÂDE HACI SM... http://ismailhakkialtuntas.com/2010/10/07/“salik-i-rah-i-hakikat-aska-e...
X Cha
F- ng F- ng
PD e PD e

!
W

W
O

O
N

N
y

y
bu

bu
6. Neva makam yi itlik
to

to
k

k
lic

lic
ht

ht
m

m
C

C
co

co
tp

tp
:// ://
ww d. ww d.
w.g uth ca w.g uth ca
7. U ak makam gülme hisleri verir.

Astrolojik olarak da yine her burcun bir makam bulunmu tur. Eski Türk hekimlerinden uuri’nin “Tadil-i
Emzice” adl kitab nda musikinin bütün hastal k ve a lara iyi geldi ini ilim ve fen adamlar n deste ini
alarak beyan etmi tir.

Sonuç olarak, slam medeniyeti döneminde, Er-Razi, Farabi, bn Sina gibi Türk- slam hekimleri, psikolojik
hastal klar n tedavisinde; ilaç ve müzikle tedavi yöntemlerini kullanm lar, bu yöntemler, gerek Selçuklu
gerekse Osmanl hekimleri taraf ndan tatbik edilerek 18 yüzy la kadar geli tirilmi tir.

Müzik sadece bir tak m hastalarda tedavi arac olarak kullan lmakla kalmay p, koruyucu olarak ta
insanlara büyük faydalar sa layabilir. Örne in kent ya ant ndaki stresli insan tipi için, fabrikada i çilerin
üretim miktar art rabilmek için ve hatta hayvanlar n süt ve yumurta gibi üretimlerini art rabilmek için
seçilecek uygun müzik türleri olumlu etkiler yaratabilir.[22]

badet çinde Müzik


Topluca yap lan dinî ibadetler, genellikle müzik e li inde yap ld için ibadet ve müzik birbiriyle yak ndan
ili kili kavramlard r. Bu ba lamda müzi in, öteki dünya/other-worldly dü üncesine dalmay simgeledi i,
dindeki ölüm ötesi inanc ifadelendirdi i, esrar veya sihrin deneyimini belirtti i söylenmektedir. Öte
yandan âyinler esnas nda müzik, dans ile birlikte icra edilmektedir. “ ark söyleme ve dans etme; grubun
di er gruplara yakla mas na, bireylerin duygular kontrol etmesine ve onlar ortak hareket etmek için
haz rlamas na yard mc olmaktad r” (E. O. Wilson, 1975; sh. 564). Bu sebeple ilkel insanlar için dans
etme, kurban kesmekten çok daha önemli bir ritüeldir (ayinle ilgili) (Heiler, 1961).

Ayin esnas nda kullan lan müzi in, bireyin duygular üzerinde yapt etkiye ili kin yap lan ara rmalarda;
müzi in, âyinlere kat lanlar çok rahatlatt ve onlar üzerinde güçlü bir psikolojik etki meydana getirdi i
tespit edilmi tir. Daha sonra bireyler üzerinde etki uyand rmak için müzik, laboratuar ortam nda çe itli
ara rmalarda uygulanmak üzere kullan lm r. Biz, bireyler üzerinde müzi in gücünü kullanarak, ses
tonlar n farkl seviyeleriyle mutlu, üzgün vb. psikolojik durumlar meydana getirebiliriz. Üzgün birey,
alçak sesle, daha dü ük bir tonda ve yava ça konu ur. Buna kar n mutlu birey ise, daha h zl ve yüksek
bir perdeden nazik bir tonda konu ur (Scherer & Oshinsky, 1977).

Öte yandan bireyler üzerinde meydana gelen dinî bir duygu, dinî müzik taraf ndan uyand lm olabilir. Bu
ba lamda Goodwin Watson (1929), âyinin ergenler üzerindeki etkilerine ili kin yapt bir çal mas nda;
âyin esnas nda yo un ve ac kl bir tarzda icrâ edilen müzi in, ergenlerde oldukça yüksek düzeyde bir hû û
uyand rd tespit etmi tir. Öte yandan müzik, bundan daha iyi psikolojik faydalar sa layabilir. Yani
müzik, -evlenme ve cenaze törenleri, paskalyadan önce gelen büyük perhiz veya paskalya yortusu
örneklerinde oldu u gibi- yerinde kullan ld zaman, psikolojik aç dan birey üzerinde olumlu farkl dinî
duygular meydana getirebilmektedir. [23]

Gül en-i vahdet çü kalbi emr-i râm- a kt r,


k vahdet bahçesindeki kalbin itaatidir,

Lezzet-i vuslat heman ancak merâm- a kt r.


n iste i hemen ancak kavu ma lezzetidir.

Terk-i kevneyn eyleyen mest-i müdâm- a kt r,


Daima sarho eden a k iki dünyay terk ettirendir,

“Vadi-i hayret hakikatta makam- a kt r.

10 -> 15 08.11.2010 13:56


“Salik-i Xrah-
Cha
hakikat a ka eyler iktida.” « HRAMCIZÂDE HACI SM... http://ismailhakkialtuntas.com/2010/10/07/“salik-i-rah-i-hakikat-aska-e...
X Cha
F- ng F- ng
PD e PD e

!
W

W
O

O
N

N
y

y
bu

bu
to

to
k

k
lic

lic
“Hakikatta “Hayret vadisi” a k makam r.
ht

ht
m

m
C

C
co

co
tp

tp
:// ://
ww d. ww d.
w.g uth ca w.g uth ca

k sevgilisini kavrayamad ndan dolay hayrete dü er, çünkü onun tecellîleri sonsuzdur. Bu hayret ise
hayret-i ilmiyye ve hayret-i uhûdiyyedir (ilmi hayretler, gördüklerinde hayrete duçâr olu u).

Sadreddin Konevî kaddese’llâhü s rrahu’l-aziz, sûfînin hakikat kar ndaki tepkisinin bir çe it “hayret”
oldu unu belirtmektedir. Bu hayret, bilgisizlikten de il, hakîkatin çeli ik ve paradoksal mâhiyetinden
kaynaklanan bir hayrettir. Bu noktada bnü’l-Arabî’nin görü lerine ba vurursak, hayretin iki kk n ay rt
edildi ini görmekteyiz. Bunlardan birisi, cehalet ve bilgisizlikten do an ak lc kimsenin hayretidir ki, bunu
özellikle filozofun sülûkünü tasvir ederken ortaya koymu tur. bnü’l-Arabî’ye göre bu hayretin sebebi,
ak lc n sülûke veya hakikate ula maya ba larken umdu uyla tam anlam yla çeli en bir ey elde etmi
olmas r. Bu durumda ise, tam bir hüsran ve nl k içinde kalmaktad r. bnü’l-Arabî, bunu kötü bir
durum olarak niteler. Bunun kar nda ise, bnü’l-Arabî’nin “Muhammedî hayret” diye isimlendirdi i
ikinci bir hayret vard r. Bu hayret, her eyde Hakk gören sûfî’nin hayretidir. Sûfî, biri çok, ço u bir,
evveli âhir, âhiri evvel, zahiri bât n, bât zahir olarak görür. Bu gibi çeli kili durumlar mü ahede
etmesiyle de hayrete dü er. Fakat bu hayret, üphe ve anlamama hayreti de il, varl k alan nda hareket
etmeye çal an nefsin kendi hâlindeki hayretidir. Bu nefis, dâirenin çevresinin hangi noktas ndan harekete
ba lasa, dâirenin merkezi olan Hakka ula r. Burada üzerinde durmam z gereken bir husus, bnü’l-
Arabî’nin bu hayreti “Muhammedi hayret” diye isimlendirmesidir. Bu isimlendirmenin iki sebebi vard r:

Birincisi, Allah Teâlâ’n n mutlak ve kâmil bilgisinin tarz te kil eden tenzîh ve te bih aras ndaki bilginin
“Muhammedi” bir tav r olarak görülmesidir. bnü’l-Arabî, Nuh Fass nda bu meseleyi ayr nt ele al r ve
buradan peygamber ve ümmetinin ayr ayr eksikliklerine i aret eder. bnü’l-Arabî’ye göre, Allah Teâlâ
hakk nda ak l ve vehim güçlerinin gerektirdi i hükmü ayn anda verebilmek, Allah Teâlâ’n n bütün
mütekâbil isimlerinin mazhar olan Hz. Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellemin istidad na mahsustur ve
sâdece onun erîat bu hükmü getirebilir.

Bu hayretin “Muhammedi hayret” diye isimlendirilmesinin ikinci sebebi ise, sûfîlerin aktard klar bir
rivayettir. Bu rivayette Hz. Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem, “Rabbim, sana dâir hayretimi art r”
demi tir. Böylece “hayret”, sâdece kar la lan bir durum veya mâruz kal nan bir ey de il, aksine talep
edilen bir ey olmaktad r. Bu anlamda hayretin ideal bir mertebe oldu u da anla lmaktad r.[24]

Çün mü ahhas olmaz ol vadide sultandan geda.”

Zira o vadide sultan ve fakir gibi ahsiyet olmaz.

Arifin a k ilâhîden ye olmaz hemdemi,


Arifin ilâhî a ktan ba ka can ci er arkada olmaz,

Nu edip sahba-y zat can olur her bir demi.


Sahbay zat içen, her zaman can olur.

Mazhar ana ayn-i zâhir görünür gider gam ,


Kavu unca as l hakikati ona görünür ve gam gider,

“Eylemez halvet saray s rr- vahdet mahremi.

“Vahdet s rr n saray ndan mahrem halvete giremez

ma’ ukdan, ma’ uku a ktan cüda.”

11 -> 15 08.11.2010 13:56


“Salik-i Xrah-
Cha
hakikat a ka eyler iktida.” « HRAMCIZÂDE HACI SM... http://ismailhakkialtuntas.com/2010/10/07/“salik-i-rah-i-hakikat-aska-e...
X Cha
F- ng F- ng
PD e PD e

!
W

W
O

O
N

N
y

y
bu

bu
to

to
k

k
lic

lic
ht

ht
m

m
sevgiliden, sevgili â ktan ayr .”
C

C
co

co
tp

tp
:// ://
ww d. ww d.
w.g uth ca w.g uth ca

Ehl-i Hakk olmak dilersen zerk-i[25] taat terkin et,[26]


Hakk ehli olmak dilersen çirkin sözle taati silme,

Hz. Âdem aleyhisselâmdan itibaren enbiyaya üstün bir dil kabiliyeti verildi ini; Hz. Rasûlüllah sallallâhü
aleyhi ve sellemin ise muhatap oldu u toplumun özelli inden dolay mükemmel bir dil birikimi ile
donat lm r. Hz. Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve selleme

“güzellik nerededir”, diye soruldu unda O’nun

“dildedir” eklinde cevap vermesi, dili ne kadar önemsedi inin göstergesidir.[27]

“Beyanda büyüleyicilik vard r”[28]

“Beyanda büyüleyicilik, iirde hikmet vard r.” [29]

çini saf eyleyigör var k yafet terkin et.


çini saf eyleyi gör var k yafet ile bozma.

Zahir elbisenin güzelli i seni aldatmas n, demektir. Ki iye asalet veren kâmil tabiat r. Di erleri ise ancak
belli bir zaman insan oyalar. Bakiyesi ise yel gibidir.

Niyâzî-i M srî kuddise s rruhu’l-aziz “Enbiyânun ve evliyanun ekserisi ümmilerdür.” [30] buyurmas
anadan geldi i gibi saf olanlar n bu yolda ba ar olaca beyan ederek, sonradan al nan k yafetin bir
de eri olmad aç klamaktad r.

Pend-i gu eyle basiretle sefahet terkin et,


Basiretle nasihata kulak ver e lence ile silme,

“Ey[31] ki ehl-i a ka söylersen melâmet[32] terkin[33] et.

“Ey ki i; a k ehline söyledi inde melâmet ile sözle .

Yani a k ehlinin halinin söz ile ifade edilemedi i için yap lan hareketlerin zahirine aldanma demektir.

Söyle kim mümkün müdür ta yir takdir-i Hüdâ.”

Söyle Allah Teâlâ’n n takdirini de tirmek mümkün müdür?”

Varl n mahvetmek oldu ayin-i erkân sad ka,


Sad ka varl n mahvetmek as l usul oldu,

Kalbini yakmak gerek an n demadem bârika.


Onun kalbini s k s k im ek par lt yakmak gerek.

n deprasyonlar ve stresi olmadan tazelenme ve olgunla ma yoktur.

k oldur gitmeye her dem ba ndan saika,


k her zaman ba ndan y ld m gitmeyendir,

“A k kilki çekti hat levh vücud-i a ka.

“A k kalemi a n vücuduna çizgi çekti.

Kim ola sabit Hakk isbat nda nefyi mâada.”

Kim Hakk isbat nda sabit olursa nefyi b raka.”


12 -> 15 08.11.2010 13:56
“Salik-i Xrah-
Cha
hakikat a ka eyler iktida.” « HRAMCIZÂDE HACI SM... http://ismailhakkialtuntas.com/2010/10/07/“salik-i-rah-i-hakikat-aska-e...
X Cha
F- ng F- ng
PD e PD e

!
W

W
O

O
N

N
y

y
bu

bu
Kim Hakk isbat nda sabit olursa nefyi b raka.”
to

to
k

k
lic

lic
ht

ht
m

m
C

C
co

co
tp

tp
:// ://
ww d. ww d.
w.g uth ca w.g uth ca

Âlemle me gul olmay b rakmazsan Hakk isbat edemezsin. Cümle e yada Hakk gören nefyi terk etmi
demektir.

Ey Niyazi ibtidas z zevk buldun a ktan,


Ey Niyazi a kta öncesi olmayan zevk buldun,

“E er bize:- Tasavvufun iptidas nedir? Diye sorarlarsa, öyle deriz:

man n alt erkân vard r. Bunlar s ras ile: Allah-ü Teala’n n varl na ve birli ine, meleklerine,
nebîlerine, k yamet gününe, hay r ve er Allah’ n takdiri ile oldu una … Dil ile ikrar ve kalb ile
tasdikdir.” [34]

kta ise teklif hükümleri yoktur. man konusunda â klar n mezhebi yârin vechidir.

Yârin isbat nda (La) s z zevk buldun a ktan.

ktan yârin isbat nda (La) s z zevk buldun.

Daim-ü bâki fenas z zevk buldun a ktan,


Daima a ktan fenas olmayan zevk buldun,

“Ey Fuzuli intihâs z zevk buldun a ktan.

“Ey Fuzuli a ktan sonsuz zevk buldun.

ayet bize: – Tasavvufun intihas nedir? Diye sorarlarsa u cevab veririz:

“Tasavvufun intihas ; keza birinci sualde geçen alt erkân , dil ile ikrar, kalb ile tasdiktir…-Nitekim
Cüneyd-i Ba dad kaddese’llâhü s rrahü’l-azîz Hazretlerine bir gün:

“Tasavvufun intihas nedir?. Diye sorduklar nda, u cevab verdi:

ptidas r.” [35]

Böyledir her i ki Hakk ad yla ola ibtidâ.”

Her i Hakk ad yla ba larsa böyledir.”

[1] nne li’r- Rahman-i tarfen kadr-i enfas-il vera,


Küllü mer’in salik-ün behcen kadimen bil-heva.
Men lehu aklün selîmün yektedi bi’l-Mustafa,
Kad enarel-a k- lil-u ak- minhac-il Hüda.

[2] Fuzûlî kuddise s rruhu’l-azize ait gazelin tahmisi.

[3] Alt çizili beyitler Fuzûlî kuddise s rruhu’l-azize aittir.

13 -> 15 08.11.2010 13:56


“Salik-i Xrah-
Cha
hakikat a ka eyler iktida.” « HRAMCIZÂDE HACI SM... http://ismailhakkialtuntas.com/2010/10/07/“salik-i-rah-i-hakikat-aska-e...
X Cha
F- ng F- ng
PD e PD e

!
W

W
O

O
N

N
y

y
bu

bu
[3] Alt çizili beyitler Fuzûlî kuddise s rruhu’l-azize aittir.
to

to
k

k
lic

lic
ht

ht
m

m
C

C
co

co
tp

tp
:// ://
ww d. ww d.
w.g uth ca w.g uth ca
[4] ( ems-i Tebrizî, 2007), (M.301-302), s. 390

[5] (YALOM, et al., 2000), s. 3

[6] Kadîm: Eski zaman. Ba lang olmayan. Uzun zamandan beri var olan. Evveli bilinmeyen hâl ve
keyfiyet

[7] Heva: stek. Nefsin iste i. Dü künlük. Gelip geçici olan heves. Nefsin zararl ve günah olan arzular .

[8] Nun, 4

[9] Mesnevi , c. II, b. 2535-2554

[10] Rum, 30

[11]Hicr, 29

[12] Bakara :260

[13]Tezkire, v. 6a-6b; simli yazma bir eserden faydalan lm r

[14] Tur, 11

[15] (Ero lu Nuri, 2007), s. 78

[16] Tirmîzî, 2230

[17] Tirmizî, 37/Zuhd, 59 ( IV, 522, h. no: 2404).

[18] Te vir: çinde bulunma. çine alma, içine al p gizleme. Sat k olan hayvan pazara ç kar p gösterme.

[19] Mesnevi, c. I, b: 10

[20] (SOMAKCI, 15-2003/2)

[21] (Heyet, 2008), s. 29

[22] (SOMAKCI, 15-2003/2)

[23] (ARGYLE, et al., 2000)

[24] (DEM RL , 2003), s. 143

[25] Zerk: Çirkin söz söylemek. Ku un terslemesi.

[26] Terkin: Boyama, yazma. Bozulma, bozma. Çizme, silme Belli bir saatte ve yerde bulu ma için
sözle me.

[27] M. Akif ÖZDO AN, Dinbilimleri Akademik Ara rma Dergisi V (2005), Say : 4; bn Kuteybe,
‘Uyûnü’l-ahbâr, r. Muhammed ‘Abdulkâdir, el-Matba’atü’l-’asriyye, Beyrut, 1999, I, 184; el-Hafâcî,
Sirru’l-fesâha, 61; bn Re îk, el-’Umde fî mehâsini’ iir ve âdâbihî ve nakdihî, n r. Muhyiddîn
‘Abdulhamîd, Dârü’l-cîl, Beyrut, 1972, I, 241.

[28] M. Akif ÖZDO AN, Dinbilimleri Akademik Ara rma Dergisi V (2005), Say :4; Câhiz, el-Beyân, I,
157.

[29] M. Akif ÖZDO AN, Dinbilimleri Akademik Ara rma Dergisi V (2005), Say :4; Kudâme b.

14 -> 15 08.11.2010 13:56


“Salik-i Xrah-
Cha
hakikat a ka eyler iktida.” « HRAMCIZÂDE HACI SM... http://ismailhakkialtuntas.com/2010/10/07/“salik-i-rah-i-hakikat-aska-e...
X Cha
F- ng F- ng
PD e PD e

!
W

W
[29] M. Akif ÖZDO AN, Dinbilimleri Akademik Ara rma Dergisi V (2005), Say :4; Kudâme b.
O

O
N

N
y

y
bu

bu
Ca’fer, Nakdü’n-nesr, ne . ‘Abdülhamîd el-’ bâdî, Dârü’l-kütübi’l-’ilmiyye, Beyrut, 1982,77. Na ir, bu
to

to
k

k
lic

lic
ht

ht
m

m
C

C
co

co
tp

tp
:// ://
ww eseri
w.g uth ca
d. Kudame (337/948)’ye izafeten ne retmi sede Kudame’ye ait de ildir. ww
w.g uth ca
d.

[30] (MISRÎ, 1223), v. 104b

Enbiyân n ve evliyan n ço u ümmilerdir [30]

[31] Ey: (Arabçada) “Bak, dinle, dikkat et, yahut, demektir ki” mânalar na gelir. Bir ibareyi tefsir için
kulan r. Türkçede: Yak n nidâ içindir.

[32] Melâmet: nanm k. tab ve serzeni lik. Rezillik ve rüsvayl k.

[33] Terkin: Belli bir saatte ve yerde bulu ma için sözle me. Boyama, yazma. Bozulma, bozma. Çizme,
silme

[34] Niyâzî-i M srî, Risale-i Esile ve evcibe-i Mutasavv fâne, B NC SUAL VE CEVABI

[35] Niyâzî-i M srî, Risale-i Esile ve evcibe-i Mutasavv fâne, NC SUAL VE CEVABI

15 -> 15 08.11.2010 13:56