Anda di halaman 1dari 2

Çağdaş Müzik, 19.

yüzyılın, yani Romantik dönemin sonundan günümüze kadar gelişen bir


uluslararası sanat müziği dönemi ve bu dönem içinde gelişen akım ve tekniklerdir.

Çağdaş Müzik döneme ait;


1. 1945’ten sonrası için “Yeni Müzik”,
2. “Modern Müzik” (Griffiths, 2011)
3. “Postmodern Müzik” (Chevassus, 2004) nitelemeleri ile de değerlendirilir.

Çağdaş müziğin, tarihsel olarak 19. yüzyılın sonunda,


a) Claude Debussy’inin Bir Pan’ın Öğleden Sonrasına Prelüd (Prélude à l'après-midi
d'un faune) isimli senfonik şiiri ile başladığı düşünülmesine rağmen ;
İlhan Baran’a (1997, s: 6 ) göre;
b) Lizst’in Tonu Olmayan Bagatel (Bagatelle sans tonalité ) isimli eseri, zamanına
göre kullanımı daha ileriye ait olan dörtlü akorların sadece tınısal ilişki ile
kullanılması sebebi ile müzikte teknik bakımdan kırılma evrimsel olarak doğal bir
sürecin başladığını düşündürür.

Çağdaş Müzik’te iki veya üç tonaliteye ait akorların aynı anda duyulmasına ve kullanılmasına
‘polikort’ denir.

Çağdaş müzikte belli bir tondaki ezginin başka bir ton ile armonize edilişi “politonalite” adı
verilir.

20. yy Müziği ‘ni oluşturan ve müziği devinimsel bakımdan kendisinden önceki yüzyıllardan
farklılaştıran düşünce yapısı, bestecilerin;
a) Polisonorite
b) Politonalite
c) Polikort
d) Polistil kullanımları ile kendisini duyurur.

Çağdaş Müzik Akımları’ndan Anlatımcılık (Ekspresyonizm-Dışavurumculuk ’a göre nesnenin


anlamı sanatçının ona verdiği anlamdır. Anlatımcı gerçeği değiştirir ve öznelleştirir.
Sözkonusu akım, müzikte II. Viyana Okulu bestecileri olarak da anılan
a) Arnold Schoenberg
b) Alban Berg
c) Anton Webern’in yapıtlarında yankı bulur.

Müziğin dışavurumdaki anlatımcı felsefeyi en iyi yansıttığı yöntem On İki Ses Tekniği’’dir. Bu
tekniğin tümü aynı anlamla, Yunanca karşılığı ile Dodekafonik müzik olarak da kullanılır.

Anlatımcılık akımında nesnenin anlamı sanatçının ona verdiği anlamdır. Anlatımcı gerçeği
değiştirir ve öznelleştirir. Bu dönem “Modernizm” olarak da adlandırılır ve dönemin
sanatçıları yeni şeyler yapmak, ardından da bunları tekrar yenileştirerek yapmak
amacındadırlar.

1
Türkiye’ de Anlatımcılık üslubunun ve dizisel müziğin iki temsilcisi
a) Bülent Arel ve
b) İlhan Usmanbaş ’tır.

1910’larda Picasso ile başlayan Kübizm giderek soyutlama ile anlatıma dönüşmüştür.
Soyutlamada nesnenin, duygusallığının, düşselliğinin ya da ona ait bilinçaltı dünyasının yeri
yoktur. Önemli olan, kuruluşun akıl yolu ile algılanan ifadesidir. Bu anlatım biçiminin
müzikteki karşılığı ise daha açık ve dengeli bir şekilde besteleme yöntemi ile oluşan Yeni
Klasikçilik akımıdır.

2. Dünya Savaşı sonrası sanat daha değişik anlatım yollarına evrilir. Mekanda evrenin sürekli
devinen nesnelerden oluşması anlatılmaya başlanır. Müzikte bu üslub içinde doğaçlamayı da
içeren ve deneysel olarak bestelemeyi ve seslendirmeyi amaçlayan, bu yüzden de belirli bir
tekniğe bağlı olmayan Rastlamsal Müzik ile tanımlanır.